Genç kadın ve öğrenciler hedefte: 14 kişiye ajanlaştırma dayatması

Paylaş:

WAN - Yürütülen sürece rağmen ajanlaştırma dayatmasının arttığını belirten İHD Wan Şube Eşbaşkanı Ayten Kıran,  14 kişinin ajanlaştırma baskısı nedeniyle kendilerine başvurduğunu söyledi. 

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde çatışma halinin sona ermesiyle uyuşturucu, ajanlaştırma dayatmaları gibi özel savaş politikalarında yaşanan artış dikkat çekiyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şubesi Eşbaşkanı Ayten Kıran, 14 kişinin ajanlaştırma baskısı yüzünden kendilerine başvurduğunu, bu sayının gerçekte daha fazla olduğunu ifade etti. 
 
Ayten Kıran, başvuru yapan kişilerin polis, istihbarat ve jandarma olarak kendilerini tanıtan kişilerin ajanlaştırma dayatmasına maruz kaldığını söyledi. Ayten Kıran, bu başvurular kapsamında İçişleri Bakanlığı Kolluk Gözetim Komisyonu'na başvuru yaptıklarını ve savcılıklara giderek suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti. Ayten Kıran başvurularında, söz konusu kişilerin tespit edilerek, görevi kötüye kullanmadan soruşturma açılmasını istediklerini ifade etti.
 
'BU TÜR POLİTİKALAR SÜRECİ BALTALIYOR'
 
Bu politikaların sürece olan güveni sarstığını söyleyen Ayten Kıran, "Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde olmamıza rağmen ajanlaştırma politikaları devam etmekte. Böylesi bir süreçte her şeyin daha rahat olması gerekirken maalesef yoğun bir şekilde bu politika devam etmektedir. Bu defada farklı insanlara dayatıyorlar. Bu politikaları özelikle öğrenciler, kadınlar ve kurum temsilcisi olan insanlara dayatıyorlar. Dikkat çeken bir konu ise üniversite öğrencisi olup maddi zorluk çeken öğrencilere maddi destek sunacakları vaadiyle ajanlık dayatılmasıdır. Şuan elimizde ses kayıtları, gönderdikleri mesajlar var. Yapılan başvurulardan sonra bizler, İçişleri Bakanlığı, kolluk gözetim merkezlerine yaptığımız başvuruları sonuçsuz kaldı. İsmini alenen veren polisler de var, başka bir isim uydurarak insanları arayanlarda var. Çocuk yaşta olan kişileri gözaltına alarak bırakılmaları karşılığında ajanlık yapmalarını dayatıyorlar. Ortada bir barış süreci var, insanları arayan bu insanlar süreci baltalamak istiyor. Bizler yapılan bu politikaları doğru bulmuyoruz ve bir an önce vazgeçilmelidir" diye konuştu. 
 
'ÖĞRENCİLER VE KADINLAR MADDİ AÇIDAN HEDEF ALINIYOR'
 
Öğrencileri maddi açıdan ağlarına çekmek istediklerini belirten Ayten Kıran, "Böylesi bir süreçte kolluk kuvvetlerinin sürece destek olması gerekirken böylesi politikalara başvurmaları yanlıştır. Aynı şekilde sivil toplum temsilcilerini arayarak kendileriyle çalışmaları konusunda yaptıkları dayatmalar süreçte güvensizlik oluşturuyor. Toplu yerleşim alanlarına giderek gençleri topluma karşı teşhir ediyorlar. Bize gelmeyen binlerce başvuru daha var, bu konuda çekinen insanlar var. Birkaç gün önce gelen bir başvuruda üniversite öğrencisi olan çocuğa 'Bize çalışırsan seni aylık 30 bin TL maaşa bağlarız' gibi teklifler edilmiş. İçişleri Bakanlığı bir an önce bunları görmelidir ve ahlaksızca olan politikaya son verilmelidir" ifadelerini kullandı. 
 
'ÖZEL SAVAŞ POLİTİKALARI DEVREDE'
 
Özel savaş politikalarıyla toplumda bir çöküş olduğunun altını çizen Ayten Kıran, "Özel savaş politikaları eskiden beri aralıksız devam ediyor. Bunların içinde kolluk kuvvetleri, uzaman çavuşlar da yer alıyor. Bu politikaları bizzat yöneticileri vardır. Özelikle gençliğin çalışmalarını kriminalize ediliyor, aynı zamanda fuhuş ve uyuşturucuya yönlendiriliyor. Toplumsal çürüme dediğimiz olgu ne yazık ki devlet eliyle yapılıyor. Defalarca bizler basın mecralarında okuduk, dinledik uzman çavuşların kentlere salınıp kentte bir fuhuş sektörü oluşturma gibi bir çabaları var. Uyuşturucu yaşı ilkokula kadar düşmüş, bu bir söylenti veya tesadüf değildir. Ülke çapında bir derin yoksulluk söz konusu, maddi açıdan zorlanarak bu tür tuzaklara kurban gidiyorlar. Bu o insanların ayıbı değil, koca bir ülkenin başındakilerinin ayıbıdır. Bu yoksullukla beraber toplumda ahlaki bir çöküş ve potansiyeli yüksek bir suçlu ortaya çıkıyor. Bugüne kadar Wan'da, bizler sokak ortasında çete savaşlarının olduğunu hiç görmemiştik. Ama özel savaş politikaları kapsamında bunlar çok normalleşti, her gün güne bir başka olayla başlıyoruz" şeklinde konuştu. 
 
MA / Özlem Yacan - Bilal Babat
 
İlgili Haberler
Amed’de belediyeler harekete geçti: Parklardaki işletmeler dönüştürülecek <font color=#ff0000> DOSYA </font>
Amed’de belediyeler harekete geçti: Parklardaki işletmeler dönüştürülecek DOSYA

Amed’de parklardaki işletmelerin çoğu ya okey salonu olarak kullanılıyor ya da sözleşmelere aykırı hizmet veriyor. Belediyeler, kayyımın ihalesiz peşkeş çektiği işletmeleri sosyal tesis gibi yerlere dönüştürmek için harekete geçti.

Fikirtepe'de 21 yıllık belirsizlik: Devlet de müteahhit de bizi kandırıyor
Fikirtepe'de 21 yıllık belirsizlik: Devlet de müteahhit de bizi kandırıyor

21 yıl önce "özel proje alanı", 2011'de kentsel dönüşüm alanı ilan edilen Fikirtepe Mahallesi'nde 2023'te dönüşümün tamalanması sözü verilse de yerine getirilmedi. Mağdur olan yurttaşlar, "Devletle, müteahhit ne farkı kaldı ikisi de bizi kandırıyor" dedi.

Rezerv yapı ilanı sonrası DESOB ve MÜSİAD'a 'rant' satışı durduruldu
Rezerv yapı ilanı sonrası DESOB ve MÜSİAD'a 'rant' satışı durduruldu

Yapı rezerv ilanı hazine tarafından tescillenmesinden sonra Rezan ilçesinde 3 parsel arsanın DSOB ve MÜSİAD'a satışının yapılması kararının yürütülmesi durduruldu.

İhraç edilen akademisyen 8 yıldır açık alanda ders veriyor
İhraç edilen akademisyen 8 yıldır açık alanda ders veriyor

"Bu Suça Ortak Olmayacağız" bildirisini imzaladığı için görevinden ihraç edildikten sonra kafelerde ve açık alanlarda ders veren Emrah Günok, "Dışarıda da üretilebildiğini gördüm, hayatımı sürdürebileceğimi gördüm.Yine olsa yine o imzayı atardım" dedi.

Dr. Polatöz: Sanal bahis bağımlılığı toplumsal ruh sağlığı krizine dönüştü
Dr. Polatöz: Sanal bahis bağımlılığı toplumsal ruh sağlığı krizine dönüştü

Dijitalleşmeyle birlikte sanal bahis bağımlılığı gençler arasında hızla yayıldığına işaret eden Adana Tabip Odası Başkanı Özden Polatöz, kontrol kaybı, borçlanma ve artan intihar riskiyle bu bağımlılığın artık bireysel değil, toplumsal bir ruh sağlığı krizine dönüştüğünü söyledi.