Avukat Leygara: 'Umut hakkı' Türkiye'nin barışı için gerekli

Paylaş:

AMED - “Umut hakkı”nın Meclis Komisyonu raporunda direkt yer alması gerektiğini söyleyen avukat Cabbar Leygara, "Bu, sadece Öcalan'ın şahsı için değil Türkiye'nin iç barışı için de gerekli" dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik 2014'te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından "umut hakkı”na dair verilen ihlal kararının üzerinden 12 yıl geçti. Ancak verilen ihlal kararının sonuçlarının ortadan kaldırılması için Türkiye herhangi bir yasal düzenleme yoluna gitmedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Meclis Komisyonu'nun hazırlayacağı raporda "umut hakkı”na dair düzenleme önerisinin yer alacağını belirtti. Raporda "umut hakkı”na dair bir düzenleme mi yapılacağı ya da farklı bir uygulama şeklinde öneri yapılacağı konusu belirsizliği korurken Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Parti Meclisi (PM) Üyesi Avukat Cabbar Leygara, "umut hakkı”nın direkt olarak raporda yer alması gerektiğini söyledi. 
 
Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirildiği dönemde özel yasa çıkarıldığını ve hukukun uygulanmadığını dile getiren Leygara, 1999'daki İnfaz Kanunu'na göre ağırlaştırılmış müebbet alanların 36 yıl yattığını ve 25'inci yıla gelince tahliye hakkının doğduğunu hatırlattı. Leygara, "25'inci yılı 2024'ün 15 Şubat'ında bitiyordu. Bugün hukuk uygulansaydı, Türkiye'deki hukuk bütün bireyler eşit davransaydı, Öcalan 2024'ün Şubat ayında tahliye edilmiş olacaktı. Ama Türkiye'de hukuk kişiye göre değişiyor. Öcalan'ın hakkını elinden almak için 2004'te özel bir yasa çıkarttılar. Bu hukukun mantığına aykırıdır. Anayasa'da diyor ya, 'Herkes hukuk önünde eşittir.' Öcalan'a eşit, hukuki davranmadılar" ifadelerini kullandı. 
 
'ABDULLAH ÖCALAN'IN ÖNDERLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK OLMADI'
 
Kürt halkını lidersiz bırakarak "çözüme" gidilmek istendiğini belirten Leygara, "Ama gelinen süreçte dünya, bölge dengeleri değişti. Artık Kürtlerin bir statüye kavuşması, belli haklarının olması lazımdır. Dünya buna karar verdi. Düşünüldü ki, 50 milyonun üzerinde kişiye etkisi olan lider kimdir? 27 yıl adada tutmalarına rağmen, halk nezdinde onun prestijini düşürmek için müthiş özel savaş teknikleri uygulayarak büyük bir çaba harcamalarına rağmen Öcalan'ın konumunda, liderliğinde, önderliğinde, tarihsel rolünde herhangi bir değişiklik olmadı. Öcalan bunun bilincinde olarak 27 yıldır sağlığını, zihnini, birikimini koruyor. Sürekli mesajlar yaratıyor, sürekli -bir filozof gibi- kendisini geliştiriyor, fikirler sunuyor. Bu anlamıyla umut hakkı yönündeki haksızlıkların nedeni siyasidir, Kürt halkını lidersiz bırakmaktır" diye konuştu. 
 
Kürt sorununun bir güvenlik değil; tarihsel, coğrafi, ekonomik, sosyal, kültürel bir bütünlüğün sorunu olduğunu dile getiren Leygara, "Türkiye'nin bunu görmesini ve tüm ağır işlemesine rağmen sürecin başlamasını oldukça olumlu görüyoruz. Çünkü karşısında 50 milyonu temsil edebilecek gücü olan bir muhatap var. Dağınık bir pozisyonu yok. PKK'de kendini feshederek, muhatabının arkasında dizildi. Kürt halkı da yekvücut olarak Önderliğinin arkasında durdu. Bu anlamıyla umut hakkının hapsedemedikleri bir insan için uygulanması, özgürlüğüne kavuşması hem Türkiye açısından hem Ortadoğu hem de küresel anlamda önemli. Neden önemli? Bir kere Türkiye iç barışını sağlayacak, Türkiye bir hukuk devleti olacak, demokratikleşecek, ekonomik refah düzeyi artacak" şeklinde konuştu.
 
 Abdullah Öcalan'ın fikirleriyle dünyayı sarstığına dikkat çeken Leygara, "umut hakkı”nın bir an önce hayata geçmesi, Abdullah Öcalan'ın istediği herkesle temas edebilmesi gerektiğini belirtti. "Umut hakkı”nın Meclis Komisyonu'ndaki raporda direkt yer alması gerektiğini söyleyen Leygara, şöyle devam etti: "Çünkü Öcalan'ın bu hakkı 2004'te özel bir yasayla elinden alındı. Komisyon, 'Umut hakkını uygulayın' dediği zaman, 2001 ile 2004 arasında ‘umut hakkı’ elinden alınanlara yönelik yasa maddesi kalkınca, normal İnfaz Yasası'na tabi olacak. O yasa kalktığı zaman Öcalan tahliye olur. Yani ondan dolayı raporda mutlaka bakış açısı olarak verilmeli. Öcalan'ın dışarıya çıkması için o yasanın iptal edilmesi yeterlidir. Sayın Öcalan'a umut hakkı tanındıktan sonra, Öcalan'ın fikirlerinin olduğu gibi tartışabilmesi için Meclis'in ifade özgürlüğü önündeki engelleri de kaldırması lazım. Öcalan'ın fiziki özgürlüğü sağlanmalı. Öcalan'ın fikirlerini Türkiye'de, Ortadoğu'da ve küresel anlamda her yerde özgürce söyleyecek ortamlar, zeminler yaratılmalı. Buna aykırı olan yasalar değişmeli. Bu sadece Öcalan'ın şahsı için değil. Türkiye, Türkiye'nin bekası, Türkiye'nin iç barışı içinde gerekli."
 
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel