İSTANBUL- “Küf” filmiyle gözaltında kayıplara karşı mücadeleyi işleyen yönetmen Ali Aydın, süreç bağlamında atılması gereken adımların başında faili meçhul cinayetlerle yüzleşmek olduğunu belirtti.
17- 31 Mayıs Uluslararası Gözaltından Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikler devam ediyor. Bu bağlamda Ali Aydın’ın yönetmenliğini yaptığı “Küf” filminin gösterimi yapıldı. Kayıplara karşı mücadeleyi kadrajına alan yönetmen Ali Aydın, filmini ve Cumartesi Anneleri’nin mücadelesine dair değerlendirmelerde bulundu.
14 yıl önce çekmiş olduğu bir bekleyiş hikayesini hala devam eden bir gerçeklilik olduğunu belirten Aydın, Cumartesi İnsanları’nın haklı davasını selamladı.
DEVLETİN YAKLAŞIMI
Gözaltında kaybedilmelerin bir devlet politikası olmadığını düşünmek istediğini söyleyen Aydın sözlerine şöyle devam etti: “Devlet bir sistemdir, devletlerin bir organizma olduğunu idia da edemeyiz. Hükümetlerin içerisindeki kişilerin görevlerinin kötüye kullanmalarından, bu görevi kötüye kullanma süreçlerinde yaşananlardan birinin de faili meçhuller olduğunu kabul ederek bu sorunların üstesinden gelebiliriz. Devleti hukuki bir zemin içerisinde tutulabiliriz.”
Aydın, kayıplar meselesinde ana meselenin hükümetlerin insana yaklaşımı olduğunu ifade etti.
‘SOMUT ADIMLAR HALA ATILMADI’
Filmi çektiği 2012 tarihinden bugüne kaybedilenlerin akıbeti ve faillere ilişkin bir hesaplaşma olmadığını ifade eden Aydın, hala somut adım atılmadığını dile getirdi.
27 Şubat çağrısının üzerinden geçen bir buçuk yıllık Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin adım atılmadığını söyleyen Aydın, atılacak adımlardan birinin de faili meçhul cinayetlerin aydınlığa kavuşturulması olduğunu dile getirdi.
YASAL ZEMİNDE ÇÖZÜM
Hukuk zemininde insanların sorunlarına cevap bulunmadığı sürece toplumsal anlamda uzlaşmasının zorluğuna işaret eden Aydın, “Bunların yasal zeminde çözüme kavuşması lazım. Demokrasiyi isteyen herkesin ortak paydası olmalı. Hukukun sağlıklı ve eşit bir şekilde işleyebilmesi için bu gerekli. Kişilere kimliklere kültürlere değil kavramsal anlamda hukuki anlamda çarelere inanmak istiyoruz” dedi.