COLEMÊRG - Kürdistan'da dayanışma kültürünün en eski örneği olan berîvanlık, zorlu koşullara rağmen yüksek yaylalarda sürdürülüyor. Birlikte yaşamın ruhunu besleyen berîvanlar, barışın kendilerine de lazım olduğunu dile getiriyor.
Kürdistan’da dayanışma kültürünün en eski örneklerinden biri olan “berîvanlık” bugün birçok bölgede halen sürdürülüyor. Kadınların bir yandan üretimde yer aldığı, diğer yandan doğa ve canlılarla bağ kurduğu bu kültür, bir arada olmayı perçinleyen, dayanışmayı yaşatan, birlikte yaşamı mümkün kılan komün yaşam ruhunu da besliyor.
Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesinin yüksek yaylalarından biri olan Zêrelî köyünde, güneşin ilk ışıkları ile yola çıkan berîvanlar, zorlu yollardan geçip, dayanışmanın en somut halini ortaya koyuyor.
TEHLİKELİ YOLLARI SEVDİREN KLAMLAR
Sabahın ilk ışıklarıyla evlerindeki işleri bitiren kadınlar, yanlarına aldıkları azıkları ile bindikleri traktör kasasında uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Seslendirilen klamlar eşliğinde geçen traktör kasasındaki yolculuğun, yapılmayan engebeli yollar eklenince zorluk derecesi artıyor. Yolculuğun ardından berîvanları bu defa da yürüyerek aşacakları patika yollar bekliyor. Sohbetler eşliğinde aşılan patika yolların ardından “Warê birina” olarak bilinen su boyunca uzanan Rojhilat sınırında yer alan yaylaya ulaşılıyor.
DAYANIŞMANIN EN GÜZEL HALİ
Otlaktan koşarak gelen koyun ve keçileri karşılayan berîvanlar, ardından işe koyuluyor. Kadın ve erkeklerin iş bölümü yaparak devam ettikleri sağım, yine klamlar arasında saatlerce sürüyor. Berîvanlar, birbirleriyle dayanışarak, sürüde bulunan tüm sütlü hayvanların sağımını tamamlıyor. O gün sütü eksik düşenin “bidonu boş gitmemeli” anlayışıyla sütü fazla olan tarafından tamamlanarak, paylaşmanın en güzel hali sergileniyor.
45 HANENİN TEK GEÇİM KAYNAĞI
Uzun yıllar yaylalarına çıkamayan berîvanlardan Hamide Engüdar, sütten ürettikleri ürünlerle evlerini geçindirdiklerini belirterek, köylerindeki 45 hanenin tek geçiminin koyun ve keçiler olduğunu söylüyor.
Sorgül Engüdar da, berîvanlığı “bizim kültürümüz ve yaşantımız” diyerek tanımlıyor ve “Evet, zorlukları var ama seviyoruz” diyor.
41 yaşındaki Ayşe Engüdar, 21 senedir süt sağdığını dile getirerek, “Burada hep birlikte bu işi yapıyoruz. Tüm hayatımız bu koyunlarla. Kıştan bu aya kadar. Biz onlara bakıyoruz, onların verdikleriyle de kendimize bakıyoruz. Çocuklarımızı da bu işle büyütüyor, yetiştiriyoruz” ifadelerini kullanıyor.
57 YILDA GÖRMEDİĞİ KALMADI
64 yaşındaki Hamide Atak, 7 yaşından itibaren berîvanlık yaptığını söylüyor. Hamide Atak’a göre, berîvanlık her sene daha da zorlaşıyor ancak yaşatılması gereken bir kültür. Çocukluğundan itibaren gitmedik yayla bırakmamış olan Hamide Atak, 90’lı yıllardaki yayla yasaklarını “O yıllarda başımızın üzerinden kurşunlar geçerdi yaylaya çıkıyoruz diye. Erkekleri alıp işkenceye götürürlerdi. Görmediğimiz zulüm kalmadı. Ancak hala işimizi sürdürüyor, yaylalarımıza gitmeye devam ediyoruz” sözleriyle özetliyor. Traktör kasasında geçen zorlu yolculuğun her gün tekrar ettiğini ifade eden Hamide Atak, yapılmayan yolların en büyük sorun olduğunu belirterek, yollarının yapılmasını istiyor.
BARIŞ BERÎVANLARA DA LAZIM
Hamide Atak konuşurken araya giren Sabahat Atak, Kürdistan’da berîvan olunca güncel siyaseti de yakından takip ettiklerini belirtiyor ve ekliyor: “En derin sorunumuz Kürt sorunudur. Barış olsa berîvanlığımızı da daha iyi şartlar altında yapacağız. Bu yaylalarda özgürce gezmek, rahatlıkla otumuzu biçmek, koyunlarımızı yemlemek istiyoruz. İşimizi de seviyoruz. Ekmeğimizi birlikte yapar, yeriz. Bundan daha güzel bir şey var mı?”
MA / Ceylan Şahinli - Metin Deniz