Zehirli endüstriyel tarıma alternatif Agroekoloji tarım
AMED - Yarım asırdan bu yana çiftçilik yapan Abdullah Aysu, Agroekolojinin zehirli endüstriyel tarıma karşı bir alternatif olduğunu belirterek, kanser karşıtı olan likopen ile polenik asitin endüstriyel tarımla birlikte yok edildiğini söyledi.
Agroekoloji, tarımsal üretim süreçlerini doğal ekosistemlerle uyumlu hale getiren, çevresel sürdürülebilirliği, ekonomik uygulanabilirliği ve sosyal adaleti birleştiren bütüncül bir tarım bilimi ve yaklaşımıdır. Agroekoloji, Endüstriyel Monokültür tarımın (belirli bir bitki türünün bir bölgede çok yaygın olarak uzun yıllar boyunca yetiştirilmesine dayanan bir tarımsal yöntemdir.) aksine toprağın biyolojik çeşitliliğini ve doğal döngüleri koruyarak sentetik ilaç ve gübre bağımlılığını azaltmayı hedefler. Agroekoloji üzerine çalışma yürüten ve Bursa Tarım ve Meslek Lisesi’ni bitirdiği 1972 yılından beri çiftçilik yapan Abdullah Aysu, Agroekoloji’nin inşasının doğa ve insanın kurtuluşu olacağını belirterek, örgütlenme çağrısında bulundu.
SAĞLIKLI TARIM
Endüstriyel tarımın toprağa büyük zarar verdiğini söyleyen Aysu, “Agroekoloji doğayla barışık, kimyasız tarımın adıdır. Dolayısıyla Agroekoloji, endüstriyel tarımın yani zehirli tarımının karşıtıdır. Agroekoloji bütün insanların ve doğanın hakkıdır. Çünkü Agroekoloji doğayı bozmaz ekolojiyi tahrip etmez. Yeraltı ve yerüstü sularını kirletmez. Agroekoloji dünya üzerinde birçok yer de hayata geçirildi. Türkiye’de de belli yerlerde var. Özellikle Brezilyadaki MST (Movimento dos Trabalhadores Rurais Sem Terra - Topraksız Kır İşçileri Hareketi) önemli bir örnektir. Yaklaşık 2 milyon nüfuslu kentin 400 bini bunu yapıyor. Orada her şey sağlıklı. Ekoloji kendi döngüsüne dönmüş vaziyettedir. Türkiye’de bir pilot veya gösterilecek geniş kapsamlı, ilham kaynağı olacak bir yer yoktur. Sadece küçük ailelerin, çiftçilerin bazıları yapmaktadır” diye belirtti.
KÜRDİSTAN AGROEKOLOJİ İÇİN VERİMLİ
Kürdistan topraklarının Agroekoloji tarımı için verimli topraklar olduğunu dile getiren Aysu, “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde hayata geçirilebilir. Çünkü burada hayvancılık ve mera alanı çok ve elverişlidir. Agroekoloji en büyük özelliklerinden birisi bitkisel üretimle hayvan yetiştiriciliğinin bir arada yapılması, hayvanın gübresinin bitkisel üretime aktarılmasıdır. Bitkisel üretimde elde edilen ürünlerinde hayvanlara yem olarak verilmesi sonucunda ne dışarıdan yem alınır ne de dışarıdan kimyasal gübre alınır. Bunun sonucunda da ebetteki ürünler çok daha sağlıklı olur. Güneydoğu Anadolu bu konuda pilottur. En az kirlenen topraklara sahiptir. Üretim biçimi olarak da uygundur. İklimi de çok müsaittir” dedi.
YEREL YÖNETİMLER AGROEKOLOJİYE ÖNCÜLÜK EDEBİLİR
Yerel yönetimlerin Agroekolojinin hayata geçirilmesinde öncülük yapabileceğini kaydeden Aysu, “Yerel yönetimler bu konuda adım atabilir. Şöyle adım atabilir; lojistik destek verebilir ve toplumun kentlerde tüketim kooperatiflerinin örgütlenmesi, kırlarda da üretim kooperatiflerinin örgütlenmesi gibi. Onlardan tüketim kooperatifleri direk üretici kooperatiflerinden ürünleri alıp araçsız bir biçimde bu ürünleri sağlar. Aynı zamanda bu dönemde tüketiciler satın alırken üreticilere de koşul getirir. Koşulu da ‘kimyasal kullanılmayacak’ denir. Kimyasal kullanılmayınca da 3-5 yıl içerisinde toprak kendini yeniler. Ve eski verimliliği yakalar. Hem ürün çok sağlıklı olur hem de market fiyatlarında da daha düşük olur ve zehirli olmaz” ifadelerini kullandı.
AGROEKOLOJİ KANSER KARŞITIDIR
Agroekolojinin hangi yol ve yöntemlerle hayata geçirileceğine de değinen Aysu, “ Yol yöntem olarak Agroekolojinin hayata geçirilmesi çok basit. Yöremizde geleneksel tarım yapan arkadaşlarımız var. Aynı zamanda burada halen bir çok bölgede yerel tohumlar var. Agroekolojinin temeli yerel tohumdur. Bu yerel tohumlar kullanılarak ve yerel pazarlarda inşa edilerek bu yapılabilinir. Domateste likopen vardır. Ama endüstriyel tarımla ürettiğiniz domates likopen yoktur. Likopen en kötü kansere karşı savaşan bir gıdadır. Aynı zamanda hayvancılıkta da içeriye kapalı alan hayvancılığı yerine mera hayvancılığı yaptığınızda Agraekoloji olarak çok güçlü sütler olur. Agroekoloji bakımından çok zengin etler olur. Ve aynı zamanda polenik asit olarak tabir ettiğimiz bu asittin kendisi kansere karşı doğrudan koruyucudur” diye belitti.
ABDULLAH AYSU KİMDİR?
Abdullah Aysu 1954 Ankara doğumlu. Çiftçi bir ailenin sekiz çocuğundan birisidir. Bursa Tarım ve Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Tarım Bakanlığı bünyesinde yedi yılı aşkın süre çalışan Aysu, 12 Eylül 1980’den sonra bakanlıktan ayrılmak durumunda kaldı. Türkiye Ziraatçılar Derneği İstanbul Şube Başkanlığı, Türkiye Tarımcılar Vakfı Genel Başkanlığı yaptı. Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (ÇİFTÇİ-SEN) Kurucu Genel Başkanlığı’nı yürütmektedir. İktisat fakültesi mezunu olan ve çeşitli uluslararası konferanslarda tarım, gıda ve ekoloji üzerine sunumlar yapan Aysu, Türkiye’de Tarım Politikaları (2001), Tarladan Sofraya Tarım (2002), Avrupa Birliği ve Tarım (2006), Küreselleşme ve Tarım (2008), Topraksızlar 25 Yaşında (2010) adlı kitapların yazarıdır.
MA / Fethi Balaman