HABER MERKEZİ - İHD, Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında düzenlediği atölye, açıklama ve film gösteriminde “hakikat, adalet ve hafıza” vurgusu yaptı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında açıklama, atölye çalışması ve film gösterimi gerçekleştirdi.
RIHA
İHD Riha Şubesi'nin dernek binasında gerçekleştirdiği etkinliğe İHD Genel Sekreteri Dr. Osman İşçi, Yönetmen Zelal Buldan ile çok sayıda insan hakları aktivisti katıldı.
Programda ilk olarak, İHD Genel Sekreteri Dr. Osman İşçi, “Hakikat, Adalet ve Hafıza: Yıllardır ısrarla soruyoruz; Kayıplarımız nerede?” konusu üzerine konuştu. Hafıza, hakikat ve adalet kavramlarının insan hakları mücadelesinin temelini oluşturan temel unsurlar olduğunu belirten İşçi, “İnsan hakları mücadelesini biz şunun için yürütüyoruz; herkesin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürmesi için sürdürüyoruz” dedi.
İnsan onuruna ulaşmak için ihtiyaç duyulan temel destekleyici bileşenlerin olduğunu kaydeden İşçi, “Hafıza, insan hakları hareketinin temel varlık nedenidir. Hakikat, ihlali gerçekleştirenler ile ihlalin gerçekleştirilmesine sebep olanlar, hak sahibi özneyi görünmez kılmak istiyorlar. Gerçekliğin üzerini örtmek istiyorlar. Bunun için bizler, hakikatin ortaya çıkmasını istiyoruz. Adalet de bu konularda yüreğinizi tekil bir durumda soğutabilecek çözüm yok. Yaşananlar kolektif bir sorun olduğu için kolektif çözümlere ihtiyaç var” diye konuştu.
‘BABAM HAKKINDA: KATARSİS’
Faili meçhul bir şekilde katledilen Savaş Buldan’ın kızı Zelal Buldan’ın yönetmenliğini yaptığı “Babam hakkında: Katarsis” belgeselinin gösterimi yapıldı. Belgesel gösteriminin ardından kısa bir konuşma yapan Zelal Buldan, belgeselin ortaya çıkış sürecini anlattı.
Program, alkışlarla son buldu.
MERSİN
İHD Mersin Şubesi de açıklama yaptı. Akdeniz İlçesinde buluna Özgür Çocuk Parkı’nda gerçekleşen açıklamada, “Kayıp yakınları yalnız değildir” ve “1995’ten bu yana hakikat, adalet mücadelesi Cumartesi Anneleri yasaklanamaz!” yazılı pankart açtı. Açıklama öncesi yaşamını yitirenler için bir dakika saygı duruşunda bulunuldu.
Acıkmayı okuyan İHD Mersin Şubesi Cezaevi Komisyon üyesi Nurgül Elveren, 1915 Ermeni soykırımı ile başlayan zorla kaybettirme uygulamalarının, Türkiye’nin yüzleşmesi gereken bir gerçeklik olduğunu söyledi. 1990’lı yıllarda sistematik hale gelen gözaltında kaybetmeler; yalnızca bireylere değil, toplumun tamamına yönelmiş ağır bir devlet şiddeti biçimi olarak hafızalara kazındığını belirten Nurgül Elveren, "İnsanlar evlerinden, işyerlerinden, köylerinden, sokak ortasında gözaltına alındı ve bir daha kendilerinden haber alınamadı. Geride bırakılan aileler ise yıllardır belirsizlik, yas ve adalet arayışı arasında yaşamaya mahkum edildi” dedi.
‘KESİNTİSİZ MÜCADELE VERDİ'
Kurulduğu günden bu yana İHD olarak, gözaltında kaybetmelere karşı hakikat ve adalet mücadelesinin en temel öznelerinden biri olduğunu ifade eden Nurgül Elveren, “İHD; kayıp başvurularını belgeleyerek kamuoyuna duyurmuş, dava süreçlerini takip etmiş, cezasızlık politikalarına karşı hukuk mücadelesi yürütmüştür. Kayıp yakınlarının sesinin duyulması için yıllardır kesintisiz bir dayanışma hattı örmüştür. Gözaltında kaybedilen kişilerin akıbetinin ortaya çıkarılması, faillerin yargılanması ve devletin geçmişle yüzleşmesi yönündeki çağrılarını ulusal ve uluslararası mekanizmalara taşımıştır. İHD’nin yürüttüğü bu mücadele, yalnızca kayıpların bulunması için değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın korunması, cezasızlığın son bulması ve bir daha benzer ihlallerin yaşanmaması açısından da önemli bir insan hakları mücadelesidir” şeklinde konuştu.
TALEPLER SIRALANDI
Gerçek bir toplumsal barış, ancak geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşebildiğinde mümkün olacağını dile getiren Nurgül Elveren, hakikatin açığa çıkmadığı, adaletin sağlanmadığı ve cezasızlığın sürdüğü bir yerde kalıcı barış kurulamaz diyerek taleplerini söyle sıraladı:
“* Gözaltında kaybedilen tüm kişilerin akıbeti açıklansın.
* Zorla kaybetme suçu Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç olarak açık biçimde düzenlensin.
* Tüm gözaltında kayıp dosyalarında cezasızlık uygulamalarına son verilsin.
* Sorumlular bağımsız ve etkin soruşturmalar sonucunda adalet önüne çıkarılsın.
* Galatasaray Meydanı’ndaki anayasa ve hukuk dışı mekân yasağı ile sayı sınırlamasına derhal son verilsin, Cumartesi İnsanları taleplerini özgür bir şekilde getirebilsin.
* Türkiye, ‘Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi'ni imzalasın, onaylasın ve etkin biçimde uygulasın.
* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorla kaybetmelere ilişkin kararları eksiksiz biçimde uygulansın.”