Av. Birsen Atakan: Sürecin varlığı umut veren bir şey
Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik: Toplumsallaşmayan barış kalıcı olmuyor SÖYLEŞİ

Paylaş:

AMED - Barış süreçlerinin kapsayıcı olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik, "Toplumsallaştırılmayan barış süreçleri kalıcı olamıyor” dedi. Av. Birsen Atakan ise, sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirterek, "Böyle bir sürecin varlığı umut veren bir şey" diye kaydetti. 

Amed'de 12 Mayıs'ta başlayan Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu, çeşitli atölye ve etkinliklerle devam ediyor. Barışın inşası ve toplumsallaşması, forumun temel konularının başında geliyor. Yine kadınların bu sürece nasıl katılacağı da tartışılan başlıklardan biri.
 
Forumun katılımcıları arasında yer alan Akdeniz Kadın Arabulucuğu Ağı’ndan Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik ile avukat Birsen Atakan, forumun temel başlıklarını Mezopotamya Ajansı'na (MA) değerlendirdi.
 
Kürt sorununun çözümünün tartışıldığı bir dönemde böylesi bir forumun düzenlenmesi neden önemli?
 
Ayşe Betül Çelik: Biz barış denildiğinde hep liderlerin konuşması ve diyaloğu olarak düşünüyoruz. Oysa çatışmalı ortamların yarattığı farklı sorunlar, bu çatışmanın getirdiği farklı ihtiyaçlar var. Belediye, bu açıdan değerli toplumsal bir boyuta el atmış. İkincisi; çatışmalı ortamın getirdiği farklı konular, o konunun uzmanları tarafından toplumun farklı kesiminden insanlarla birebir konuşuluyor. Bir de sanat boyutu katılmış. Bu da zorlu konular konuşulurken önemli bir yöntem. 
 
Kadınların barış süreçlerinde yer alması neden önemli?
 
Birsen Atakan: Çünkü kadınlar özgür olursa dünya yerinden oynar. Her şeyden önce bu. Kadın niye önemli? Temsil önemli bir şey. Ancak yeterli bir temsil söz konusu değil. Şimdi ezilenlerin ortaya getirdiği sorunlar ve çözümler, toplumu dönüştürücü ve yapıcı olabiliyor. Biz kadınlar da çok başka bir perspektiften bakıyoruz. Toplumun öğrettiği bir sürü negatif şeyi biz bu süreçte pozitif olarak kullanabiliyoruz. Kadınların getirdiği önerilerin çok değerli olduğunu düşünüyorum. İşe yarar ve kalıcı olacaktır. Aynı zamanda kapsayıcı oluyor. Hayata dair her şey gerçek, sahicidir. Yani işe yarar sonuçları olacağını düşünüyorum.
 
Kalıcı barış için hangi eşikler aşılmalı?
 
Ayşe Betül Çelik: Kalıcı barış çok büyük bir kavram ve genelde biz bunu çatışmalı süreçlerin bitişinden 5-10 yıl sonra olabilecek bir şey diye düşünüyoruz. Biz bu sürecin çok başındayız. Dolayısıyla kalıcı barışı konuşmak için erken ama kalıcı barışı getiren bazı şeyler var. Bunlardan bir tanesi barış sürecinin kapsayıcı olması, tarafların ihtiyaçlarını karşılaması, bütün çatışma altındaki meselelere cevap veren metotlar üretilmesi olabilir. Ama biz bu süreçte çoğunlukla üst düzey liderlerin konuşmasını barış olarak tanımlamışız. Bu metotların başka kesimlere indirilmesi, aşağıdan yukarı barış yapma süreçlerinin devreye sokulması gerekiyor. Kapsayıcı ve bütün kesimlerin ihtiyaçlarını karşılayacak metotları düşünerek yol alırsak kalıcı barışa ulaşabiliriz.
 
Sürecin geldiği aşamayı nasıl görüyorsunuz? İlerliyor mu, duruyor mu? 
 
Birsen Atakan: Her şeyden önce böyle bir sürecin varlığı -bütün eleştirilere, eksikliklere rağmen- çok olumlu, umut veren bir şey. Aynı zamanda bütün toplumda barışı yeniden konuşma fırsatını yaratıyor. Şimdi sürece dair benim şöyle bir derdim var. Bilgim yok. Orada ne oluyor ne bitiyor? Yani bunun şeffaf ve açık bir şekilde bizlere yansıtılması, ifadelendirilmesi gerekiyor. Yani biz seyirci gibi olduk. Ben seyirci gibiyim, ama içine dahil olmak istiyorum. Barış diyalogla, iletişimle olur. Böyle tek yanlı gidiyor gibi, herkes kendini istediği gibi özgürce ifade etmeli. Bunun önüne hiçbir engel çıkmamalı diye düşünüyorum.
 
Süreç yeteri kadar toplumsallaştı mı, daha fazla toplumsallaşması için neler yapılabilir? 
 
Ayşe Betül Çelik: Geçen barış sürecinde biliyoruz; Akil İnsanlar Heyeti kurulmuştu. Toplumsal ihtiyaçları, korkuları, beklentileri haritalandırmak görevi görmüştü. Bu süreçte böyle bir şey yok. Hatta toplumsal kesimlerin bu süreçleri engelleyebileceği düşünülüyor. Biz sadece Kürt meselesi değil, birçok toplumsal fayda kırılmalar yaşıyoruz. Aslında bütünlükçü varış bütün bu sorunların konuşulabildiği bir süreç olması gerekiyor. Sivil toplum yoluyla konuşulabilecek diyalog zeminlerinin açılması gerekiyor.
 
Sürecin toplumsallaşması neden önemli? 
 
Ayşe Betül Çelik: Çok önemli. Çünkü toplumsallaştırılmayan barış süreçleri kalıcı olamıyor. Yani ilk başta nasıl başlarsak başlayalım, çeşitli modeller olabilir ama bir noktada mutlaka toplumsallaştırılması gerekiyor. O yüzden bu tür forumlar barışa çok değerli katkılar sunuyor.
 
Birsen Atakan: Toplum dediğimiz şey böyle durağan bir şey değil. Mesela geçen barış sürecinden şimdiye kadar kaç sene geçti? Ve o zamanki çocuklar şimdi büyüdüler. Yani bu konuda düşünüyorlar. Bu konuda farklı yaklaşımları olabiliyor. Aslında daha barışçılar. Yani başka bir jenerasyon, başka bir bakış açısı. Ve toplum da değişiyor.  
 
Silahların susmasının ötesinde nasıl bir toplumsal dönüşüm gerekiyor?
 
Birsen Atakan: İletişim gerek, diyalog gerekiyor. Birbirimizi tanımamız gerekiyor. Toplumdaki her grubun diğerini tanımaya istekli olması lazım. Açık olması lazım. Bir de onun varlığını kabul etmesi lazım. Varlığım, etnik kökenim, sağlık durumum, cinsiyetim, cinsel yönelimim, her neyim varsa kabul görmeli. Yani düşmanlaştırarak, düşmanlaştırmayı devam ettirerek hiçbir yere varamayız. Yani kimse bundan bir çıkar elde edemez.
 
Ayşe Betül Çelik: Yani silahsızlanma dediğiniz şeyin de aslında toplumsal boyutu var. Çünkü literatürde DDR dediğimiz şeyin R ayağı topluma entegrasyon, dolayısıyla geri dönenlerin bu toplumda nasıl yaşayacağı da bir toplumsal sorun değil mi? Yani konuşulması gereken ihtiyaçlar açısından, grup ilişkileri açısından önemli bir mesele. O kısmını da konuşmuyoruz.
 
Barış süreçlerinde hukuk ve hakikat mekanizmaları neden kritik?
 
Ayşe Betül Çelik: Çünkü çok farklı modeller var. Yani bir şekilde tabii ki geçmişle yüzleşmemiz, bunları konuşmamız gerekiyor ama hangi modelde şartlar neyi gerektiriyor? Bunların hepsi çok büyük sorular ve genelde zaten belli adımlar atıldıktan sonra yapılması gerekiyor ki insanlarda bir güven ortamı olsun. Bir şeylerin ilerlediğine dair umut olsun. Yoksa mekanizmaların çok geniş kapsamlı tartışılması lazım.
 
Birsen Atakan: İnsanların birbirini tanıması gerekiyor. Birlikte yemek yiyelim. Birlikte gezmeye gidelim. Buluşalım, piknik yapalım. Birbirimizin türkülerini dinleyelim. Hayatlarımızı paylaşalım. Yani paylaşalım derken anlatalım, belli bir şeyde istediğimiz kadar. Birbirimizi böyle tanıyabiliriz. Böyle uzaktan olmaz. Uzaktan derken mesafeyi kastetmiyorum yani düşünsel ve duygusal uzaktan. Neydi? Pozisyon almadan, pozisyonsuz. Yani hep pozisyon alıyoruz.
 
Ayşe Betül Çelik: Temas etmekten bahsediyor (Birsen Atakan), yani birbirimizi dinleme pratiklerini geliştirilmesinden bahsediyor.
 
MA / Berivan Altan - Müjdat Can