PDKI Diş İlişkiler Başkanı: Kürt siyasi birliği gelecekte İran'daki başarımızın garantisidir

Paylaş:
HABER MERKEZİ - Ortadoğu'da yaşananların Kürtler için bir fırsat olduğunu belirten PDKI Dış İlişkiler Başkanı Hiwa Bahrami, "Kürtler ve İran'ın diğer halkları için kurtuluşun tek yolu rejimin devrilmesidir. Kürt siyasi birliği de gelecekte İran'daki başarımızın garantisidir" dedi. 
 
İran’da 28 Aralık’ta Tahran Çarşısı’nda başlayan protestolar sürerken, protestolar boyunca rejim güçleri on binlerce kişiyi katletti. Protestolara öncülük eden Rojhilat ve Lur Kürtleri, İran’ın internet kesintileri ile başlattığı tecrit politikasıyla fiili bir olağanüstü hal rejimi yaşadı. Protestoların en başında rejim muhafızlarının gerçek silahlarla saldırı başlattığı bölgelerin başında gelen Rojhilat’ta Kürt halkı, tüm baskılara rağmen sokakları terk etmedi. 
 
Rojhilat halkının direnişinin ilk günlerinde, orada faaliyet gösteren 7 Kürt siyasi partisinden oluşan Rojhilatlı Partiler Arası İşbirliği Diyalog Merkezi, daha aktif çalışacaklarına ve hem olası rejim ile diyalog hem de uluslararası arenada Rojhilat Kürtlerinin temsiliyetini sağlamaya çalışacaklarına dair bildiri yayınladı.
 
Diyalog Merkez’inde yer alan partilerden Kürdistan Demokrat Partisi-İran’nın (PDKI) Dış İlişkiler Departmanı Başkanı Hiwa Bahrami, Rojhilat’ın son durumu ve 7 partinin vereceği mücadeleye dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
Parti programları, ideolojileri farklı olmasına karşın 7 parti olarak Kürt halkının geleceği için bir araya geldiklerini ifade eden Bahrami, hem şimdi hem de gelecekte Kürdistan'ın doğusunda Kürt halkını temsil edebilecek sağlam bir temel atmak gibi ortak bir noktada buluştuklarını dile getirdi.
 
RESMİ KURULUŞ ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE İLAN EDİLECEK
 
Diyalog Merkezi’nin “resmi” olarak kurulmadığını sadece partilerin bir araya gelerek bu anlamda inisiyatif aldığını belirten Bahrami, “Önümüzdeki günlerde yeni bir isim altında resmi olarak kuruluş ilan edeceğiz” dedi. Kürt halkının birlik ve tek ses etrafından bir araya gelmesinin her zaman önemli olduğunu ancak son süreçte bu durumun elzem bir hal aldığını vurgulayan Bahrami, “Kürt kurtuluş hareketinin başarısındaki kilit faktörlerden biri budur. Kürdistan Demokrat Partisi-İran olarak, bu konuyu her zaman vurguladık ve tarihsel olarak Rojhilat partileri arasında bir cephe veya platform oluşturmak için çaba sarf ettik. Biz Kürtler tek bir milletiz ve tek bir vatanımız var; ancak Kürdistan'ın dört devlet arasında bölünmesi nedeniyle, her bir devletteki Kürtlere dayatılan siyasi koşullara ve durumlara göre mücadele etmek zorundayız. Rojhilat Kürdistan, on yıllardır İran rejimine direniyor ve bu yolda on binlerce şehit verdik” dedi.  
 
‘FARKLI SİYASİ PARTİLER O TOPLUMUN İLERİCİLİĞİDİR’
 
Her parti ve siyasi gücün kendi kapasitesine göre mücadele yürüttüğünü ve bunların uzun yıllar hep parçalı kaldığını ifade eden Bahrami, birleşik siyasi bir cephenin uzun yıllar kurulamamasının bu parçalılığı daha da derinleştirdiğinin altını çizdi. Ancak şimdi hem İran hem de Rojhilat için kritik bir dönemeç yaşandığını ifade eden Bahrami, “Özel ve kritik bir aşamadan geçiyoruz. İran rejiminin iç, bölgesel ve uluslararası politikaları, onu artan siyasi baskı altına soktu. Bu durum, İran coğrafyasında yaşayan halklar, özellikle de Kürtler için direnişlerini ve mücadelelerini yoğunlaştırmak adına daha büyük fırsatlar yaratmaktadır. Eğer bu birlik içinde yapılırsa, sonuçlar çok daha güçlü ve net olacaktır” diye konuştu.
 
‘ORTAK PAYDAMIZ, BÖLÜNMÜŞ VATANIMIZ VE EZİLMİŞ KİMLİĞİMİZDİR’
 
Bahrami, farklı politika ve dünya görüşlerine sahip siyasi partiler olmanın doğal olduğunu önemli olanın farklılıkları bir arada tutacak metodun bulunması olduğunu vurguladı. “Eğer görüş ayrılıkları olmasaydı, her toplumda sadece bir siyasi parti olurdu” diyen Bahrami, çeşitli siyasi partilerin varlığının, toplumun ilerici ve demokratik doğasını gösteren siyasi çoğulculuğa bir işaret olduğunu belirtti. Kürt partilerin şu anda ve gelecekteki işbirliğini ve ortak mücadelesi temelini oluşturan bir dizi ortak noktada anlaşmaya vardığının altını çizen Bahrami, “Parti ideolojisinin üzerinde durması gereken ulusal değerler vardır. Biz ezilmiş bir milletiz, bu nedenle Kürdistan'ın ve milletimizin kurtuluşu her şeyden önce gelir. Ancak özgür bir millet olduğumuzda halkımızın ilerlemesi için etkili adımlar atabiliriz. Özgür ve demokratik bir devlette yaşasak bile, Kürt kimliğimiz resmen tanınmaz ve kabul edilmezse ilerleyemeyiz ve asimilasyon süreci bize karşı devam edecektir. Kürdistan'ın kurtuluşu ve milletimizin ezilmiş durumu bizi bir araya getiren şeydir. Biz, vatanı bölünmüş ve bugün dört farklı siyasi coğrafyada yaşayan tek bir milletiz. Ancak tarih boyunca bu durum Kürtlerin birbirinden ayrılmasına asla yol açmadı. Rojhilat, diğer Kürdistan bölgelerinin acı ve ıstıraplarını her zaman kendi acıları ve ıstırapları olarak görmüş, aynı şekilde onların kurtuluş ve başarılarının sevincine de ortak olmuştur” diye belirtti. 
 
‘ÖNCELİK, KÜRTLERİN ÖZGÜCÜNE GÜNVEMESİDİR’
 
Rojava’ya dönük saldırılara da dikkat çeken Bahrami, Rojava'da da Kürt halkının, sadece Kürtlerin özgürlüğü için değil, aynı zamanda tüm bölgeye ve daha geniş dünyaya tehdit oluşturan DAİŞ’e karşı önemli bir mücadele verdiğini hatırlattı. Bahrami, “Milletimiz savunma ve direnişte yeteneğini kanıtladığı gibi, siyasi arenada da güç ve yetkinlik göstermelidir. Suriye ve Rojava'da yaşananlar sadece bir Kürt-Arap meselesi değil; aksine, çok sayıda bölgesel ve uluslararası çıkarı ilgilendiriyor. Kürtler önce kendi özgüçlerine güvenmelidir” diye konuştu. 
 
GÜÇLER ARASI KOORDİNASYONUN ÖNEMİ
 
Rojhilat’ta güçler arasındaki koordinasyonun kritik ve belirleyici olduğunu dile getiren Bahrami, bu güçlerin Rojhilat’ta oluşabilecek herhangi bir durumda halkı koruma ve güvenliği sağlamada merkezi bir rol oynayacağını belirtti. Öte yandan İran düzeyinde, İran muhalefet partileri ve diğer ezilen uluslarla birlikte tek ses olarak hareket edilmesinin de hayati bir önem taşıdığını söyleyen Bahrami, “Kürt siyasi birliği, gelecekteki İran'daki başarımızın garantisidir. Uluslararası düzeyde de bu konu aynı derecede önemlidir. Rojhilat partileri uluslararası sahnede birleşik bir siyasi cephe olarak hareket ettiklerinde, hareket kapasiteleri önemli ölçüde artar ve Rojhilat’ın meşru temsilcileri ve gelecekteki İran'da güçlü bir siyasi aktör olarak ciddiye alınırlar. Batı ülkelerinin politikalarının Ortadoğu'daki siyasi gelişmeler üzerindeki etkisi yadsınamaz. Bu durum, Batı ülkelerinde diplomatik faaliyetlere daha fazla önem vermemizi ve Rojhilat’ta Kürt davasına daha geniş destek sağlamamızı gerekli kılıyor” ifadelerini kullandı. 
 
'SÜREÇ BİZİM İÇİN FIRSATTIR'
 
İran rejiminin derin bir krizle karşı karşıya olduğunu belirten Bahrami, "İran, son aylarda milyonlarca insanın sokaklara dökülmesiyle açıkça ortaya çıkan bir meşruiyet krizi söz konusu. Bu durum, İran halkının rejimin başarısız politikaları nedeniyle en kötü ekonomik koşullar altında yaşadığı ve her türlü özgürlükten mahrum bırakıldığı bir dönemde gerçekleşiyor. Halkın rejime karşı koymaktan başka seçenekleri kalmıyor. Aynı zamanda, rejimin halkın taleplerine birkaç gün içinde on binlerce insanı öldürerek karşılık verdiğine şahit olduk. Öte yandan, bölgesel ve uluslararası sorunlar nedeniyle Tahran rejimi ciddi baskı altında ve bu durum nihayetinde rejime karşı büyük bir savaşa yol açabilir. Elbette, Kürtler de –İran içindeki diğer milletler gibi– her fırsattan yararlanmalıdır. On yıllardır İran rejimine karşı mücadele ediyoruz ve bu rejim çerçevesinde ulusal haklarımızın elde edilemeyeceğini uzun zamandır biliyoruz. Bu nedenle, Kürtler ve İran'ın diğer halkları için kurtuluşun tek yolu rejimin devrilmesidir. Rojhilat'ın her türlü olası senaryoya tam olarak hazır olduğuna kesinlikle inanıyorum. Kürdistan'ın her yerinde en önemli öncelik Kürt birliğini güçlendirmektir. Tarihsel olarak, Kürt toplumu içindeki bölünme ve parçalanma nedeniyle birçok büyük fırsatı kaybettik. Kürt toplumu, dünyadaki tüm toplumlar gibi, çeşitli ve çok renklidir. Bu çeşitliliği bir fırsat olarak görebildiğimiz zaman, bundan büyük ölçüde faydalanabiliriz. Şu anda Bakur'da bu aşamada Kürt sorununun ele alınması için değerli bir fırsat yaratabilecek önemli bir süreç başlamıştır. Çözüm hemen veya nihai olmasa bile, Bakur ve Türkiye'deki Kürt sorununun siyasi yollarla çözülmesine yönelik önemli bir adım olarak hizmet edebilir” dedi. 
 
Bahrami son olarak, “Bölge, içindeki tüm ülkeleri etkileyen büyük dönüşümlerden geçmektedir. Kürt sorunu, er ya da geç çözülmesi kaçınılmaz olan en önemli sorulardan biridir. Halkımız her zaman barışçıl bir çözüme hazır olduğunu göstermiş ancak kimlikleri inkar edildiğinde ve Kürt sorununun çözümü için siyasi yollar kalmadığında silahlanmıştır” dedi.
 
MA / Ceylan Şahinli
İlgili Haberler
İran rejiminin vahşeti raporlandı: Gözaltında toplu tecavüz
İran rejiminin vahşeti raporlandı: Gözaltında toplu tecavüz

Tahran’daki protesto eylemleri sırasında yaralananları tedavi ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınan iki kadın hemşirenin sistematik tecavüz ve işkenceye maruz kaldıkları ortaya çıktı.

HRANA: 24 saat içinde 11 yurttaş yaşamını yitirdi
HRANA: 24 saat içinde 11 yurttaş yaşamını yitirdi

HRANA, İran’a yönelik son 24 saatlik saldırılarda 11 yurttaşın yaşamını yitirdiğini ve 22’sinin yaralandığını açıkladı.

Nasrin Momen: Rejimin iktidarda kalması ölümcül baskının devamı olur
Nasrin Momen: Rejimin iktidarda kalması ölümcül baskının devamı olur

Rejimin iktidarda kalmak için her şeyi yapacağını söyleyen feminist Nasrin Momen, “Bu rejimin varlığını sürdürmesi İran halkına karşı çok geniş ve ölümcül bir baskının devam etmesi anlamına geliyor” dedi.

İranlı ressam Parya Ghaderi: Sanatımız isyan görevi üstleniyor
İranlı ressam Parya Ghaderi: Sanatımız isyan görevi üstleniyor

Sansüre maruz kalan, sanatını yapmak için İran’dan Türkiye’ye göç eden ressam ve fotoğrafçı Parya Ghaderi, yaptığı “İran ülkesi bir kadın” benzetmesi ile eserlerinde kadına daha çok yer verdiğini söyleyerek, “Sanatımız bir isyan görevi üstleniyor” dedi.

İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney kimdir?
İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney kimdir?

ABD-İsrail saldırılarında 28 Şubat'ta öldürülen Ali Hamaney'in yerine seçilen oğlu Seyyed Mücteba Hamaney “monarşi” tartışmalarını da beraberinde getirdi. Mücteba Hamaney’in rejim güçleri içerisinde “güçlü bir figür” olduğu belirtiliyor.