Avukat Siyahtaş: ‘Umut hakkı’nın sağlanması zorunludur
AMED - “Umut hakkı”nın sağlanmasının süreç bağlamında güven oluşturacağına dikkat çeken avukat Rostem Siyahtaş, Abdullah Öcalan'ın “umut hakkı” kapsamında fiziki özgürlüğünün sağlanmasının yasal ve AİHM içtihatları gereği zorunlu olduğunu vurguladı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) “umut hakkı” kararı 12 yıldır uygulanmazken, Kürt sorununun çözümü bağlamında Meclis’te kurulan komisyonun sunacağı raporda, bu hakkın ne şekilde yer alacağı belirsizliğini koruyor. Êlih Barosu Yönetim Kurulu üyesi Rostem Siyahtaş, “umut hakkı”na dair değerlendirmelerde bulundu.
AİHM’nin verdiği karara işaret eden Siyahtaş, “umut hakkı”nı yasal çerçeveye oturtan bu karar üzerinden tartışmak gerektiğini dile getirdi. Siyahtaş, Türkiye’nin AİHM'in içtihatlarını son dönemlerde uygulamadığına dikkat çekerek, “Ama son dönemde yapılan komisyon tartışmalarında çıkacak raporda en öncelikli olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kapsamındaki AİHM içtihatlarının kesintisiz ve istisnasız bir şekilde uygulanması, bunun kabul edilmesi durumunda otomatikman ‘umut hakkı’nın yasal çerçevesi de oturacaktır. AİHM'in o içtihadından sonra, Türkiye'de herhangi bir insanın ömrünün sonuna dek cezaevinde kalmasının bir hak ihlali olduğu tespiti ile ‘umut hakkı’nın mahkemeler tarafından uygulanması ve hayata karşılık bulmasının önü tamamen açılacaktır” diye kaydetti.
Siyahtaş, komisyondan raporun çıkmasından sonra “umut hakkı” noktasında izlenecek olası yollara dair şöyle konuştu: “Burada ikili bir ayrım üzerinden gidilir. AİHM kararlarının uygulanması üzerinden bir ‘umut hakkı’ tartışması gündeme gelir. Bir de işte doğrudan bir ‘umut hakkı’nın yasal bir çerçevede, yani Türkiye'de herhangi bir AİHM kararına ya da bir içtihatına gerek kalmaksızın Türkiye'de herhangi bir insanın ömrünün sonuna dek cezaevinde kalma durumunu ortadan kaldıran bir yasal düzenleme söz konusu olur. Bizce bunun Türkiye'deki ulusal bir yasayla yasalaşmasını -AİHM'in içtihatlarına gerek bırakmaksızın- daha mantıklı olur. Türkiye kendi yasalarında koymuş olduğu o çekinceyi ortadan kaldırdığında zaten ‘umut hakkı’nın otomatikman yasal çerçevesi Türkiye'deki ulusal mevzuat üzerinden de oturacaktır.”
‘FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜN SAĞLANMASI YASAL OLARAK ZORUNLUDUR’
Siyahtaş, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin bir numaralı muhatabı olarak gösterilen Abdullah Öcalan'ın “umut hakkı” kapsamında fiziki özgürlüğünün sağlanmasının yasal ve AİHM içtihatları gereği zorunlu olduğunu vurguladı. Siyahtaş, süreç bağlamında AİHM kararlarının uygulanması, kayyımların geri çekilmesi gibi adımların atılmasının toplumda bir barışma kültürü oluşturacağına, sürece yönelik güveni arttıracağına dikkat çekti. Siyahtaş, “Ki sürecin başaktörlerinden biri yönünden ‘umut hakkı’ da bu sürece nasıl bir ciddiyetle yaklaşıldığını ve gerçekten savaş döneminin tamamen sona erdirme iradesinin güçlülüğünü ortaya koyacak bir adımdır. Toplumun Sürece duyduğu güven çok güçlü değil. Bu tür adımlar toplumun sürece olan güvenini de ciddi derecede etkiler” şeklinde konuştu.
‘SÜREÇ İKTİDAR TARAFINDAN SAHİPLENİLMELİ’
Türkiye’nin her yerinde kamuoyu oluşmadan sürecin toplum içerisinde kalıcılaşmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Siyahtaş, herkesin süreç bağlamında sorumluluğu olduğunu kaydetti. Özellikle iktidar tarafından sürecin çok daha ciddi derecede sahiplenilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Siyahtaş, “Devam eden bu süreçte şimdiye kadar iktidar kanadının gerektiği kadar sürece sahip çıkmadığını ya da süreci siyasi pragmatizm çerçevesinde değerlendirdiğini düşünüyoruz. Türkiye'deki bu barış süreci her türlü siyasetin ve ideolojinin üstündedir. Bu ülkenin geleceğine yönelik bir projedir. Dolayısıyla özellikle iktidar kanadı, iktidar kanadının ortakları; dil ve söylem olarak bu süreci çok daha kapsayıcı çok fazla kırmızıçizgi belirtilmeden kamuoyuna açıklamaları gerekir ki, toplum içerisinde karşılığı bulunsun. Yoksa kırmızıçizgilerle dolu bir konuşmanın özellikle Kürt kamuoyunda oluşturabileceği herhangi bir güven söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel - Fethi Balaman