HABER MERKEZİ - Rojava'daki anlaşmanın Kürtlere siyasi bir temel kazandırmak için verilen mücadelenin başlangıcı olduğunu belirten QSD Genel Komutanı Sipan Hemo, "2+2=1 sözü benim için de aynı anlamı taşımaktadır. Kürt halkının birlik duruşu bir hakikattir" dedi.
QSD Komutanı Sipan Hemo, Rojava-Şam Anlaşması ve Suriye’deki son gelişmeler hakkında ANF’ye kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Bir süredir Rojava ve Suriye’de hassas ve tarihi bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Hemo, "Savaşçılarımızın ve tüm halkımızın 14 yıl boyunca büyük fedakârlıklarla yürüttüğü bir mücadele var. Bu büyük fedakârlıklar sonucunda böyle bir aşamaya ulaşıldı ve bu da bir anlaşma olarak ortaya çıktı. Şüphesiz, bu anlaşma çok önemlidir. Rojavayê Kurdistan için de özgürlük mücadelesini, Kürtlerin özgürlüğü temelinde yürütmek istiyoruz" dedi.
'SÜREÇ KENDİLİĞİNDEN VE KOLAY GELİŞMEDİ'
Bu nedenle atılan bu adıma önem verdiklerine dikkat çeken Hemo, bu sürecin kendiliğinden ve kolay gelişmediğini ifade etti. " Herkes biliyor, tüm dünya biliyor ki bunun için binlerce can bedel ödedi. Kürdistan’ın bu bölgesinde tüm saldırgan ve düşman güçlere karşı eşi benzeri görülmemiş bir mücadele verildi ve sonuçta böyle bir kazanım elde edildi" diyen Hemo, bu durumun özünde Kürtlerin siyasi varlığının tanınmasının temelini oluşturduğunu vurguladı. Bu yüzden bu adımın çok önemli olduğuna dikkat çeken Hemo, " Rojavayê Kurdistan’daki halkımızın ve arkadaşlarımızın emeği de bununla bir kazanıma dönüşüyor. Tabi bu anlaşma her şey değildir. Bu anlaşmayı, Kürtlere siyasi bir temel kazandırmak için verilen mücadelenin başlangıcı, temel bir adım ve siyasi kimliklerini güvence altına alabilecekleri bir zemin olarak görüyoruz" dedi.
'ANLAŞMA BİRKAÇ AŞAMADA HAYATA GEÇİRİLECEK'
Anlaşmanın birkaç aşamada hayata geçirileceğini, ilk aşamada taraflar arasında ateşkes sağlanması olduğunu ardından askeri güçlerin bir kademe olarak geri çekileceğini aktaran Hemo, " Daha sonra iç güvenlik güçleri konuşlandırılması tamamlanacak. Bu tamamlandıktan sonra ikinci aşamada Rojava’daki kurum ve kuruluşların entegrasyonu sağlanması durumu olacak" diye aktardı.
KOBANÊ KUŞATMASINA DAİR
Son iki gündür anlaşmanın adımlarının Hesekê’de, bugün ise Qamişlo’da başlatıldığını söyleyen Hemo, "Bu süreç iç güvenlik güçleri tarafından uygulanıyor. Anlaşma Kobanê’de de uygulanacaktır. Elbette Kobanê, savaşın ilk günlerinden itibaren kuşatma altına alındı. Kobanê’deki durum açıktır ve bazı bölgelerimizden biraz farklıdır. Kobanê’ye her taraftan saldırılar düzenlendi, ardından kent kuşatıldı" diye konuştu.
'DİRENİŞ YENİ BİR TARİH YAZDI'
Kobanê’deki QSD-YPG-YPJ savaşçılarının direnişinin yeni bir tarih yazdığını, savaşçıların Kobanê köylerine doğru tek bir adım atmasına izin vermediğini dile getiren Hemo, "Karşı taraf da direnişçi savaşçılar karşısında Kobanê’ye ilerlemenin o kadar kolay olmayacağını biliyordu. Bu yüzden tercihleri kenti kuşatmak oldu. Kobanê’yi Rojava’nın diğer bölgelerinden izole etmek istediler. Bu abluka bugüne kadar da devam ediyor. Bu kuşatmanın yakın gelecekte, söz konusu anlaşma çerçevesinde kaldırılacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin yalnızca şu an içinde bulunduğumuz süreçte değil, Rojava’nın kazanımlarına ve Kürdistan halkına karşı da düşmanca bir tutum sergilediğini defalarca dile getirdiklerini ifade eden Hemo, sözlerini şöyle sürdürdü:" Bu durum sadece bu aya özgü değil; Rojava Devrimi’nin başlangıcından bugüne kadar böyledir. Yaklaşık 15 yıldır durum değişmedi. Elbette Türk devleti etkili bir devlettir ve bölgede genel bir etkisi vardır. Biz ilk günden beri Türk devletine herhangi bir tehdit oluşturmadığımızı söyledik. Ancak Türk devleti bunu her zaman kendisi için bir sorun olarak gördü ve Kürt halkının mücadelesini de sürekli bir tehdit olarak değerlendirdi.
TÜRK DEVLETİ BU SÜRECİN İÇİNDEYDİ
Türk devletinin rolünü Şêxmeqsûd’da ve özellikle Ocak ayı boyunca açıkça gördük. Türk devletine bağlı özel paramiliter yapılardan ona bağlı silahlı çete gruplara kadar herkes o saldırıların içindeydi. Türk devletinin keşif uçakları 24 saat boyunca Şêxmeqsûd semalarında uçuyor, arkadaşlarımızın mevzilerini bombalıyordu. Türk devleti bu sürecin içindeydi; onlardan habersiz hiçbir şey olmuyordu.
Şêxmeqsûd ve Dêr Hafir sürecinden bu yana Türk devleti bu sürecin doğrudan içindedir. Sadece destek düzeyinde değil, fiilen süreci yönlendiren bir pozisyondadır. Geçici Hükümet, ‘Cehşil Wetani’ gibi silahlı gruplar ve çete yapılanmaları üzerinde çok büyük bir etkisi vardır. Emşat ve Hemzat gibi gruplar doğrudan Türk devletine bağlıdır. Halen de ona bağlı olan bu çeteler, başından beri Halep’i kuşatma altına alan ve saldıran grupların kendisidir."
'GENİŞ BİR KONSEPT DEVREDE'
Mevcut süreçte geniş bir konseptin devrede olduğunu vurgulayan Hemo, bu konseptin içinde birçok devlet ve gücün yer aldığını, Suriye ve Rojava içinde yeni bir dizayn inşa edilmeye çalışıldığına dikkat çekti.
'BİLEŞENLER ARASINDA ÇATIŞMA YARATMAK İSTEDİLER'
Bu saldırılarda çok sayıda uluslararası ve bölgesel gücün rol oynadığına işaret eden Hemo, "Suriye mücadelesinde geliştirmek istediğimiz anlayış direk hedef alındı. Şüphesiz işgalcilerin, hegemonik güçler yönetmek istedikleri çelişki ve kaosları yaratmak istiyorlar. Bu güçler üzerinde siyaset yapmak ve varlıklarını oluşturmak için bileşenler arasında çatışma yaratmak istediler" diye konuştu.
'BELLİ BİR ÇİZGİ VE BİLİNÇLE DEVAM EDİYOR'
Tüm olumsuzluklara rağmen Rojava'da başlatılan mücadelenin, belli bir çizgi ve bilinçle devam ettiğini vurgulayan Hemo, "Bizim hedefimiz bölgede barışın, demokrasinin ve uzlaşının hâkim olmasıdır. Ancak bu hedefler, hegemonik güçlerin çıkarlarıyla çelişiyor. Çünkü bu anlayış, onlara hizmet etmiyor; tam tersine onlara karşı güçlü bir muhalefet yaratıyor. Bu nedenle böylesi bir operasyon ve komplo geliştirildi" dedi.
'KÜRTLER VE ARAPLAR ARASI SAVAŞ BAŞLATILMAK İSTENDİ'
Rojava'da Kürtler ile Araplar arasında uzun yıllar sürecek yeni bir savaş başlatılmak istendiğini aktaran Hemo, "Karşılıklı katliamların yaşandığı, hiç bitmeyen bir çatışma ortamı yaratmak istediler. Bu plan üzerinde bir yılı aşkın süredir çalışıyorlardı. Arap aşiretlerini tahrik ediyordular. Onlara karşı özel savaş yürütüyor ve hazırlıyordular. Tüm uyarılara rağmen toplum bu tuzağa çekildi. Biz resmi silahlı güçlerle fazla savaşmadık, onların güçleri gelmiyordu zaten. Toplumun içine yerleştirilmiş bir komplo mekanizması vardı. Bu toplum kurumlara karşı çıkıyordu. Böyle bir durumda ya askeri bir duruş sergilenecekti ya da geri çekilecektik. Biz, olası katliamları önlemek adına geri çekilmeyi tercih ettik. Bu karar yoğun eleştirilere neden oldu ve hâlâ da eleştiriliyor" diye konuştu.
'HALKIN ELEŞTİRİLERİNE SAYGIYLA YAKLAŞIYORUZ'
Halkın eleştirilerine saygıyla yaklaştıklarını ve buna karşı büyük bir özeleştiri verdiklerini söyleyen Hemo, şöyle konuştu: "Mesele sadece acılar yaşamış toplumumuzun eleştiriler değil. Ancak bu hareketliliğin arkasına gizlenmiş kötü niyetli politikalar ve özel savaş yöntemleri de vardır. Kürt hareketinin 50 yıllık mücadelesi hedef alınıyor. Bu kazanımların yok sayılması büyük bir hakaret ve yanlıştır. Bir anda 50 yıllık mücadelenin kaybedildiği algısı yaratılmak istendi. Oysa bugün Rojavayê Kürdistan’da çok önemli bir kazanım elde edilmiştir. Kürt siyasi kimliği ve iradesi uluslararası düzeyde kabul edilmesinden bahsediliyor. Bu yüzyıllardır ilk kez Suriye’de Kürt varlığı, siyasetinden bahsediliyor. Avrupa Parlamentosu’nda, ABD Kongresi’nde Kürtler konuşulmaktadır. Dünya, Kürtleri tanımaya doğru ilerlemektedir. Bu kazanımlar, QSD savaşçılarının bilinçli direnişi ve 14 bin şehidin fedakârlığı sayesinde elde edilmiştir. Bu fedakârlık olmasaydı bugün Rojavayê Kürdistan’daki Kürtlerin kazanımlarından kim bahsedecekti?."
'BİZLER KÜRT HALKININ SAVAŞÇILARIYIZ'
Rojava'nın Kürt siyasi kimliğinin dünyadaki en önemli temsil alanlarından biri olduğunu en küçük parça olmasına rağmen Kürt sorununu tüm dünyaya kabul ettirdiğini vurgulayan Hemo, "QSD savaşçıları rejim, DAIŞ, Türk devletine bağlı çeteler gibi her türlü saldırılara karşı durdular. Cephelerde yer alan ve savaşarak şehit düşen savaşçılar bir bilinç ile savaşıyordu. Para ya da çıkar için değil, onların bir fikri vardı. O da Önder Apo’nun fikirleriydi. Bu gerçek mutlaka görülmelidir. Bizler Kürt halkının direnişçileri, savaşçılarıyız. Bu mücadele, Kürt halkının özgürlüğü için başlatıldı. Kürtler, özgürlüklerine ve haklarına kavuşmak uğruna binlerce bedel ödedi. Kürt halkı da onun savaşçıları ve yöneticileri de bu bedelleri verdi. Temelimiz Kürtler ve Kürdistan’dır" dedi.
'BU MESELE YENİLGİ YA DA ZAFER MESELESİ DEĞİL'
Bu meselenin yenilgi ya da zafer meselesi olmadığını bir yöntem ve tarz geliştirdiklerini dile getiren Hemo, " Bu yöntemde hatalarımız olabilir. Ancak yöntem veya taktikte tıkınma olması, düşüncenin yanlış olduğu anlamına gelmez. İnsanlık tarih boyunca bölünmeler ve düşmanlıklar üzerinden yönetildi. Biz buna karşı insanlığın ortak değerlerini savunan bir fikri savunuyoruz. Görüşlerde farklılıkların olması mümkündür. Bazen böyle görüşler çıkıyor. Resmi olanları söyleyebilirim. Şam ve aramızdaki anlaşma ve açıklamalar birbiriyle tutarlıdır. Sadece Kobanê-Til Temir yolu konusunda henüz netleşmemiş küçük bir detay vardır. O daha netleşmedi, biz mi onlar mı bu yolu kontrol edecek diye. Ancak Suriye Cumhurbaşkanlığı adına yapılan açıklamalarla bizim açıklamalarımız aynı. Bizim dilimizde ve onların dilinde, konuşlandırma ve benzeri konular farklı şekilde ifade edilmiş olabilir. Ancak paylaşılan anlaşma maddeleri aynıdır"
KADEMELİ ENTEGRASYON SÜRECİ BAŞLAYACAK
Yapılan görüşmelere göre ilk adımın güçlerin konuşlandırılması olduğunu belirten Hemo, ardından kademeli bir entegrasyon sürecinin işleyeceğini kaydetti. Anlaşmanın önemli maddelerinden birinin de tüm tutsakların karşılıklı olarak serbest bırakılması olduğunu vurgulayan Hemo, bu konu üzerinde çalışmalar olacağını sözlerine ekledi.
'SOYKIRIMCILARIN PLANI BOŞA ÇIKTI'
Rojava direnişinin büyük bir gurur ve onurlu bir duruş olduğunu, bu onurlu sahiplenmenin Şexmeqsud ile başladığını zamanla daha da büyüdüğünü dile getiren Hemo, "Gerçekleşen serhildanlar, soykırımcıların ve komplocuların planlarını boşa çıkardı. Çünkü Kürtlere karşı büyük bir plan ve konsept vardı ve bu komplo hâlâ devam ediyor. Amaçları Kürtlerin tüm kazanımlarını yok etmek, savunma güçlerini tasfiye etmektir.Tişrîn’den Şêxmeqsûd’a, Hesekê önlerindeki direnişten Kürt halkının serhildanlarına kadar ortaya konulan duruş son derece kutsal ve anlamlıydı. Silêmanî, Hewlêr, Zaxo, Amed, Cizîr, Dersîm ve Türkiye’nin birçok kentinde; ayrıca Rojhilatê Kurdistan’da değerli serhildanlar gerçekleşti. Yurtdışındaki Kürtler de her gün ayaktaydı. Gerçekte Kürtlere ve Rojava’ya yönelik düşman planları boşa çıkarıldı. Tüm dünyaya Kürtlerin bir olduğu gösterildi" diye belirtti.
'2+2=1 SÖZÜ BENİM İÇİN DE AYNI ANLAM TAŞIYOR'
Kürt halkının dört parçada Kürdistan'da sürdüğü mücadeleye değinen Hemo, “2+2=1 sözü benim için de aynı anlamı taşımaktadır. Kürt halkının birlik duruşu bir hakikattir; bu yalnızca bir söz ya da teorik bir tanım değildir. Bu, yaşayan bir gerçektir. Kürt serhildanları karşısında saygıyla eğiliyorum. Genç-yaşlı, kadın-erkek herkes ayağa kalktı. Eğer bugün bir kazanım ya da başarıdan söz ediyorsak, bu Kürt halkı ve onun serhildanları sayesindedir" dedi.
'DEVRİMCİYİZ, NEREDE OLURSAK MÜCADELEYE DEVAM'
Bundan sonra da her şeyin Kürt halkının varlığı ve kazanımları için olacağını söyleyen Hemo, "Nerede ve hangi koşulda olursa olsun, daha önce verdiğimiz söz geçerlidir. Şehit düşen birçok yoldaşımız var; Kürt halkı büyük fedakârlıklar yaptı. Bizim duruşumuz Ziyad yoldaşın duruşudur. Bu halk için bin kez canımızı feda etsek yetmez. Mücadelemizi bu anlayışla sürdüreceğiz; Rojava’da, Bakur’da, Başûr’da ve Rojhilat’ta. Biz devrimciyiz ve nerede olursak olalım mücadelemize devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.