WAN - QSD ve Şam yönetimi arasındaki anlaşmanın halkların direnişi sayesinde gerçekleştiğini belirten Wanlı yurttaşlar, saldırılar sonlanmadıkça ve Kobanê’deki abluka kaldırılıncaya kadar sokaklarda olacaklarını ifade etti.
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava’ya dönük kuşatması ve tehditlerinin ağırlaştığı bir dönemde, Kürtler ve dostlarının ortaya koyduğu direnişle bu güçler geri adım atmak zorunda kaldı. Kürtlerin ve dostlarının dünyanın dört bir yanında seferberlik kapsamında ayağa kalkması sonucunda, 30 Ocak'ta Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ve Şam hükümeti arasında bir anlaşma imzalandı. Wanlı yurttaşlar, geçici yönetimin anlaşmaya derhal uymasını ve kuşatmaların kaldırılmasını talep ederek, Kürtlerin istemediği hiçbir şeyin artık gerçekleşmeyeceğini vurguladı.
‘İNSANİ HAKLARIMIZI TALEP EDİYORUZ’
QSD vee Şam arasında imzalanan anlaşmanın halkı az da olsa umutlandırdığını söyleyen Şefik Ertuş, “Kobanê üzerindeki bu kuşatmayı derhal kaldırmalılar. Uluslararası güçler bu anlaşmanın hayata geçirilmesi için rol oynamalıdır. Umarım verilen sözler tutulur, çünkü bizler de onlar gibi insani haklarımızı talep ediyoruz. Yapılan anlaşma biz Kürt halkının göstermiş olduğu direniş sayesindedir. Bu, halkın zaferi sayesinde gerçekleşti. Bakûr, Başûr, Rojava ve Rojhilat’taki halkların direnişi ve iradesi ile mümkün oldu. Bu anlaşmanın yapılmasına çok mutlu olduk. Ölsek bile Rojava’nın arkasındayız ve direnmeye devam edeceğiz” dedi.
‘BARBAR ZİHNİYETİ KINIYORUZ’
Rojava’da yapılan anlaşmanın Kürt halkının iradesi ve direnişi ile gerçekleştiğini anlatan Abdulcelil Yaba, “Rojava’ya dönük bu saldırıları kınıyorum. Kalbimiz her daim Rojava ile atmaya devam edecek. Biz barış istiyoruz, Rojava’yı yalnız bırakmayacağız. Rojava’da çocuk ve kadınları katleden faşist zihniyeti kınıyorum. Bu savaşın durmasını istiyoruz, bu faşist zihniyet elini bizden çeksin, bu katliama bir son versin. Rojava ve Rojhilat’ta bu çeteler insanları ve çocukları katlediyor, cenazelerini geri vermek için para teklif ediyor. Bu kötü ve barbar zihniyeti lanetliyoruz. Rojava’daki anlaşma Kürt halkının direnişi sayesinde gerçekleşti. Kürt halkı bir olmasa bu direniş başarıya ulaşmazdı. Bu savaş artık dursun” ifadelerini kullandı.
‘ANLAŞMAYA UYULMALI’
Rojava’ya giden yardım TIR’larına izin verilmemesini kınayan İsa Öztürk, “Rojava’da yaşayanlar Kürt oldukları için bu kadar zulme ve katliama maruz kalıyorlar. Rojava’da süren 30 günlük savaşta çok fazla insanlık suçu işlendi. Şimdi bir anlaşma yaptılar, umarım buna uyarlar. Rojava’daki halk kendi özgürlüğü için savaşırken Türkiye bunu görmezden geliyor. Başka bir ülkede benzer katliamlar gerçekleştirilseydi şu an bütün dünyanın gözü orada olurdu. Konu Rojava ve Kürtler olunca ses çıkarılmıyor. Kürtlere karşı olan bu düşmanlığı anlayamıyorum, bu yapılanlar insanlık suçudur. Hangi dilden ve ırktan olursa olsun kimse bu katliamı hak etmiyor. Kürt halkının, bu anlaşmaya tam olarak uyulması için hükümete baskı uygulaması gerekiyor. Türkiye’nin IŞİD yerine Rojava’ya destek çıkması gerek. Bu anlaşmanın sağlanmasındaki en etkili unsur, insanların mahallelerde, sokaklarda sergilediği direnişti. Halk 7’den 70’e büyük bir irade gösterdi” diye konuştu.
‘ANLAŞMA İKİ TARAF İÇİN DE İYİ OLACAK’
Herkesin Rojava’da yaşanan insanlık dışı saldırılara karşı ortak bir duruş sergilemesi gerektiğini belirten Şahin Keleş, şunları aktardı: “Şam yönetimi ve QSD arasında yapılan anlaşmanın başarıya ulaşmasını talep ediyoruz. Barışın konuşulması, masum sivillerin ve çocukların ölmemesi gerektiğini belirtiyoruz. Bu anlaşma her iki tarafın da yararına olacaktır. Anlaşmanın yapılmasında Kürt halkının ve dünyadaki eylemlerin büyük rolü vardır. İnsanlar günlerce alanlarda bu savaşın durması için çabaladı. Nasıl ki Filistin’de katledilen insanlar için herkes ayaklanıyorsa, aynı şekilde Rojava halkına dönük saldırılara karşı da alanlarda olunmalıdır.”
‘ROJAVA’YA ONUR BORCUMUZ VAR’
Kürt halkının bugüne kadar haksız yere kimseye bir taş dahi atmadığını söyleyen Hatice Yıldız ise, “Kürtleri yok etmek isteyenler bilsinler ki bunu hiçbir zaman başaramayacaklar. Bizler her zaman barış ve kardeşlikten söz ettik. Bugün DAİŞ zihniyeti Kobanê ve etrafını sarmış, katliam yapmak istiyor. Bu barbar zihniyete karşı direnen bir halk var. Tüm dünyanın Rojava’ya bir onur borcu vardır. HTŞ’nin bu anlaşmaya uyması ve ablukayı sonlandırması gerekiyor. Bu işgal bitene kadar Kürt halkı alanlarda olacaktır. Kürtler kimsenin toprağına müdahale etmemiştir, aksine başkaları gelip Kürtlerin yaşam alanlarına müdahale ediyor. Bu direnişin öncüsü Kürt halkıdır. Saldırılar sonlanmadıkça halkımız alanlarda olmaya devam edecektir” dedi.
‘KALICI BİR BARIŞ İSTİYORUZ’
Ulus devletlerin politikalarının benzer olduğunu söyleyen Mahmut Pala da, “Amaçları Kürt halkını parçalamaktı ancak bu amaç, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Kürt halkının direnişi ile boşa çıkarıldı. Halk büyük bir dirençle alanlara döküldü ve bu saldırılara karşı tek ses oldu. Bunun sonucunda çeteler geri adım atmak zorunda kaldı. Bu kirli bir savaştır; bizler hiçbir zaman savaştan yana olmadık. Her defasında özgür bir ülke ve demokratik bir yaşam talep ettik. Ortadoğu’daki bu savaşlar ancak Abdullah Öcalan’ın paradigması ve felsefesiyle sona erebilir. Kalıcı bir barıştan daha güzel bir şey yoktur. Bugün dünya Kürt halkını tanıyor, herkes Kürtlerin haklarını tanımalıdır. Bizler kimseyi yok saymıyoruz, niyetimiz her kesimin barış ve huzur içinde bir arada yaşamasıdır” dedi.