AMED - Sentetik haplar ve bağımlılığın hızla arttığını belirten sosyolog Şoreş Haki Çelik, “Bundan sonrası için toplumu örgütlememiz ve ortak mücadele etmemiz lazım” dedi.
Türkiye, yakalanan uyuşturucu oranında dünyada en üst sıralarda yer alsa da, sentetik uyuşturucu rotasında bir geçiş ve kısmi tüketim merkezi konumunda görünüyor. Saha Araştırmaları Merkezi’nin (SAMER) Amed'de yaptığı araştırmalara göre, kullanım yaşı 11 yaşa kadar düştü. Kürdistan'ın birçok kentinde uyuşturucu bağımlısı genç oranı yüzde 16.2 olarak kayıtlara geçti. Sentetik maddelerin yaygınlaştığı bu tablo, uzmanlara göre yalnızca tıbbi müdahalelerle açıklanamayacak kadar derin bir toplumsal krize işaret ediyor.
Diyarbakır Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) ve Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi’nde (ÇEMATEM) Klinik Sosyoloğu olan Şoreş Haki Çelik, uyuşturucu kullanımının geldiği aşamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
GENÇLERİ AYNI DÖNGÜNÜN İÇİNE ÇEKİYOR
Çelik, bağımlılığın merkezinde bireyin değil, içinde yaşadığı toplumsal koşulların bulunduğunu ifade ederek, “Bir kentte uyuşturucu günlük yaşamın parçası haline gelmişse, çocuklar daha küçük yaşta torbacılarla karşılaşıyorsa, aileler yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veriyorsa burada bireysel iradeden söz etmek eksik kalır” dedi. Çelik, özellikle Amed’in yoksul mahallelerinde çocukların bağımlılık riskiyle erken yaşta tanıştığını söyledi.
Bireyin içinde yetiştiği sosyal çevrenin yaşamını belirlediğine dikkati çeken Çelik, Pierre Bourdieu’nun “habitus” kavramına atıfta bulunarak, “Yoksulluk, eğitimden kopuş, şiddet ve suç ağlarının iç içe geçtiği mahallelerde büyüyen çocukların önündeki seçenekler daralıyor. Böyle bir ortamda bütün sorumluluğu bireye yüklemek toplumsal gerçekliği görmezden gelmektir” dedi.
‘TOPLUMU ÖRGÜTLEMEMİZ GEREKİYOR’
Kürdistan’da yürütülen özel savaş politikalarına işaret eden Çelik, “Amed de bundan bağımsız değil. Yıllar önce ÇEMATEM’de çalıştığım sırada emniyet yetkilileri, ‘iki ayda bir ancak operasyon yapabiliyoruz çünkü burası politik bir yer’ demişti. Bu en büyük özeti, yani bizim burada ne yapacağımız çok önemlidir. Bu topraklarda yaşayan insanlar olarak inisiyatifi elimize almamız gerekiyor. Devletten hiçbir şey beklemememiz gerekiyor. İki yıldır devam eden bir barış sürecindeyiz. Bundan sonrası için toplumu örgütlememiz gerekiyor. Bunları yapmazsak gençlerimiz heba olacak. Bu nedenle Kürdistan özelinde bu politikalar daha da yaygın” diye belirtti.
‘SİYASAL VE TOPLUMSAL DİNAMİKLERLE OYNANIYOR’
Sûr’da 2015’de başlayan çatışma sonrası burada yaşanan boşluğun yerini devlet destekli suç örgütlerinin aldığını kaydeden Çelik, Kürdistan’daki siyasal ve toplumsal sorunlardan dolayı oluşan boşlukların organize suç ağlarını güçlendirdiğini söyledi. Esnaflarla gerçekleştirdikleri toplantılarda uyuşturucu ve fuhuşa devletin müdahalede bulunmadığını kendilerine aktarıldığını kaydeden Çelik, “Uyuşturucu, kumar, fuhuş bir arada yürütülüyor ve devlet destekli yürütülüyormuş gibi görülüyor” dedi. Gençlerde bağımlılık sürecinin çoğunlukla sigarayla başladığını belirten Çelik, alkolün ardından esrar kullanımının önemli bir eşik oluşturduğunu söyledi. AMATEM’de en sık sentetik uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle tedavi gören hastalarla karşılaştıklarını belirten Çelik, özellikle sentetik maddelerin ucuzluğu nedeniyle hızla yayıldığını vurguladı.
ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI
Yerel yönetimlerin bağımlılıkla mücadelede önemli sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Çelik, belediyeler, sivil toplum örgütleri, meslek odaları, aileler ve eğitim kurumlarının eşgüdüm içinde hareket etmesi gerektiğini dile getirdi. Cezaevi, zorla alıkoyma ya da fiziksel şiddetin bağımlılığı ortadan kaldırmadığını aktaran Çelik, “Bağımlılık kronik bir beyin hastalığıdır. Tedavi uzun solukludur. Damgalamak değil, topluma yeniden kazandırmak gerekir” ifadelerini kullandı.
Okuldan uzaklaşan çocukların suç ağlarına daha kolay sürüklendiğini belirten Çelik, bağımlılıkla mücadelede en önemli adımlardan birinin çocukları eğitim sistemi içinde tutulması olduğunu söyledi. Terapi gruplarında bağımlıların birbirlerinin iyileşme deneyimlerinden güç aldığını ifade eden Çelik, “Bu toplantılar kimi zaman insanların bir araya gelip yeniden madde kullandıkları yerler gibi değerlendiriliyor. Oysa tam tersine, insanlar burada birbirlerine tutunuyor, deneyimlerini paylaşıyor ve iyileşme motivasyonu kazanıyor” şeklinde konuştu.
Bazı kişilerin bir ya da iki yıl madde kullanmamasına rağmen yeniden bağımlılık geliştirebildiğini belirten Çelik, “Bir ay ya da yirmi bir günlük tedaviyle bu hastalık bitmiyor. İyileşme ömür boyu devam eden bir süreçtir ve kişinin yaşamı boyunca kendisine dikkat etmesi gerekir” dedi.
Bağımlılığın başlangıç yaşına ilişkin kamuoyunda yanlış bir algı bulunduğunu ifade eden Çelik, “Beş yaşından beri madde kullandığını söyleyen hastalarımız oldu. Hatta bağımlılığı nedeniyle öz bakımını dahi yapamayan çocuklar tedavi ettik. Alkol ve madde bağımlısı ebeveynlerin çocukları bağımlı halde dünyaya gelebiliyor. Bu nedenle yalnızca ‘üç yaşında başladı’, ‘beş yaşında başladı’ gibi ifadeler üzerinden tartışma yürütmek yerine bağımlılığı bütün yönleriyle ele almak gerekiyor” ifadelerini kullandı.