Hürmüz’den sonra yeni açmaz: Bab el-Mendeb Boğazı

Paylaş:
HABER MERKEZİ – ABD-İran savaşı ile beraber krizin devam ettiği Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı'nda da tansiyon yükseldi. Körfez ülkelerinin yanı sıra birçok ülke Suudi Arabistan yanlısı açıklama yaparken, Yemen İran’ı “zorla bir cephe açmaya” çalışmakla suçladı. 
 
ABD ve İran savaşı devam ederken, Hürmüz Boğazı’ndaki yüksek tansiyon da devam ediyor. ABD Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu savunsa da İran Devrim Muhafızları kontrolün kendilerinde olduğunu ve Basra Deniz Yolu Yönetimi’nin bilgisi dışında herhangi bir geçişe izin vermeyeceklerini duyuruyor. İran ve ABD karşılıklı olarak uyguladıkları ablukayı aşmayı deneyen gemileri hedef alırken, Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi’nin 1 Mart – 21 Temmuz tarihli raporuna göre; Hürmüz Boğazı’ndan geçişler “son üç haftanın en düşük seviyesine” geriledi.
 
HUSİLER AMBARGO İLAN ETTİ
 
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz devam ederken, bir kriz de Kızıldeniz’de patlak verdi. Yemen’in başkenti Sana’yı kontrol eden Husi yönetimi ile Suudi Arabistan arasında gerilen ilişkilerin karşılıklı saldırıya dönüşmesi üzerine Husiler, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan Bab el-Mendeb Boğazı'nı Suudi Arabistan gemileri için kapatma kararı aldığını duyurdu. Husi yönetiminin Askeri Sözcüsü Yahya Saree’nin geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada "Suudi düşmana karşı deniz ambargosu ilan ettik" demişti.
 
4 SUUDİ GEMİSİ ROTA DEĞİŞTİRDİ
 

Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerginliğin ardından yönünü Aden Körfezi'ne çeviren Suudi Arabistan'dan Asya'ya ham petrol taşıyan dört tanker, Husilerin hedefi oldu. Suudi gemilerinin geçiş yapmak istemesi üzerine Husiler, gemileri hedef alarak Kızıldeniz'de rotalarını değiştirmeye zorladı. Husiler, güneydeki çıkış rotası üzerindeki kıyı şeridini kontrol etmeyi sürdürüyor.

 
KÖRFEZ İŞBİRLİĞİ KONSEYİ HUSİLERİ İTHAM ETTİ
 
Husilerin kararının ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nda başlayan gerginliğe ilişkin birçok ülkeden açıklamalar geldi. Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Jassim Al-Badavi, Saree’nin yaptığı açıklamaları ve iddialarının “hiçbir dayanağı olmayan suçlamalar” olduğunu belirterek kınadı. Badavi, açıklamaların "sorumsuz olduğunu” öne sürdü ve Yemen halkına yarar getirmeyeceğini söyledi. Badavi, ayrıca Boğazın hedef alınmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu beyan etti. Uluslararası topluma Husileri hedef alma çağrısında bulunan Badavi, “Körfez İşbirliği Konseyi'nin Suudi Arabistan'a tam desteğini” açıklayarak, güvenliğini, egemenliğini ve çıkarlarını koruyacaklarını belirtti. 
 
KÖRFEZ ÜLKELERİNDEN AÇIKLAMA
 
Katar Dışişleri Bakanlığı da, seyir özgürlüğünün, uluslararası hukukun temel bir ilkesi olduğunu belirterek, uluslararası toplumu Kızıldeniz'de seyrüsefer hakları ve özgürlüğüne ilişkin Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanmasına yönelik sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı. 
 
Bahreyn Dışişleri Bakanlığı; yaptığı açıklama ile “Suudi Arabistan ile dayanışma içindeyiz” derken, “kışkırtmaları ve sorumsuz tırmanışları şiddetle kınadığını ve lanetlediğini” ifade etti. Suudi önlemlerine tam destek verdiğini vurgulayan Bakanlık, enerji arzını ve küresel ticareti güvence altına almak için Kızıldeniz, Bab el-Mandeb ve diğer tüm hayati suyollarında deniz güvenliğinin korunmasına yönelik uluslararası ortak çabalara ihtiyaç olduğunu dile getirdi. 
 
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da; “Kuveyt Devleti'nin Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu ve güvenliğini ve egemenliğini korumak için alınan tüm önlemleri desteklediğini” yineledi. 
 
Ürdün Dışişleri Bakanlığı resmi sözcüsü Büyükelçi Fouad Majali; “Suudi Arabistan ile mutlak dayanışma içinde olduğunu” belirterek, “Suudi Arabistan'ın yanındayız” dedi. 
 
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, bu açıklamaların bölgenin güvenliğine ve uluslararası denizcilik yollarındaki seyrüsefer özgürlüğüne tehdit oluşturduğunu savundu. 
 
Pakistan ve Mısır Dışişleri Bakanlığı, Dünya Müslüman Birliği Genel Sekreteri ve Müslüman Alimler Birliği Başkanı Şeyh Dr. Muhammed el-İsa ve Arap Birliği de yaptıkları açıklamalarla Suudi Arabistan’a destek verdiğini duyurdu. 
 
İNGİLTERE’DEN DE HUSİLERE KARŞI AÇIKLAMA 
 
İngiltere Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de, Husilerin kararını “provokasyon” olarak değerlendirip, “bölgesel istikrarsızlığı artırma, Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğünü tehlikeye atma ve Yemen'de barışı sağlamaya yönelik çabaları baltalama tehdidi” olarak değerlendirdi. 
 
YEMEN, İRAN’I SUÇLADI
 
Yemen’de Husilerin dışında oluşturulan yönetimin Dışişleri Bakan Yardımcısı Mustafa Naaman ise, krizden İran'ı sorumlu tuttu. Naaman, yaptığı açıklamada İran’ın Yemen'de zorla bir cephe açmaya çalıştığını savunarak, tüm bölgenin Tahran ve "Husi vekilleri" tarafından hedef alındığını öne sürdü.
 
Naaman, Husi yönetimine "son bir fırsat" verildiğini savunurken, yöntemlerini de "korsanlık" olarak nitelendirdi.