Stranlara ruh veren devrimci: Hozan Serhat
İSTANBUL - Hozan Serhat’ın müziği ve mücadelesiyle bir model oluşturduğunu belirten Hozan Diyar, “Devrime inanan, özgürlük için hiçbir şeyini esirgemeyen, dolu dolu yaşayan, stranları güzel derleyen, onlara güzel ruh katan biriydi. Herkesi etkilediği gibi ben de ondan etkilendim” diye belirtti.
Kısa süren yaşamına rağmen Kürt müziğinde duruşu, sözü, sazı ve mücadele anlayışıyla çığır açan Hozan Serhat’ın (Süleyman Alpdoğan), 22 Temmuz 1999 tarihinde klip çekmek için gittiği Şirnex’in Elkê (Beytüşşebap) ilçesinde çıkan çatışmada yaşamını yitirmesinin üzerinden 27 yıl geçti. “Ax Kurdistan”, “Hewlêr”, “Ağrı’nın İsyan Kızı”, “Sîpanê Xelatê” ve “Mizgîn” gibi onlarca eseriyle gönüllerde taht kuran Hozan Serhat, hala sesiyle ve müziğiyle yaşıyor.
Agirî’nin Zêtka (Eleşkirt) ilçesinde 24 Temmuz 1970 tarihinde dünyaya gelen Hozan Serhat, bebeklikte babasını yitirdi ve bu nedenle ailesiyle birlikte Panos’a (Patnos) yerleşti. Küçük yaşta müziğe ilgisi başlayan Hozan Serhat, liseye kadar eğitimini Panos’da sürdürdü. 1985-1986 yıllarında kaset yapmak için İstanbul’a giden Hozan Serhat, ilk kaseti olan “Gülo”yu “Murat Esen” adıyla çıkardı. 1988’de Ege Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı bölümünde bin 800 kişi arasından ikinci oldu. Tar, kaval, gitar, bağlama, piyano ve klavye gibi çok sayıda enstrüman öğrendi.
Sanatı halkının özgürlük mücadelesiyle buluşturan Hozan Serhat, 1991’de Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katıldı. Avrupa’da Kürt kültür-sanat çalışmalarının ana omurgasını oluşturan Hunerkom çalışmalarında yer aldı. Burada başarılı bir performansa sahip olsa da yönünü Kürdistan dağlarına çevirdi. 22 Temmuz 1999’da klip çekmek için gittiği Şirnex’in Elkê (Beytüşşebap) ilçesinde çıkan çatışmada yaşamını yitirdi.
Hozan Diyar Dersîm, Hozan Serhat’ın sanatını ve mücadelesini ajansımıza anlattı.
‘HUNERKOM’DA TANIŞTIK’
Diyar Dersîm, birlikte çalışmalar yürüttüğü arkadaşını şu sözlerle anlattı: “Hozan Serhat, arayışları olan her devrimci yurtsever gibi halkının özgürlüğü için duyarlı olan bunun için emek veren, hatta canını veren bir yoldaştı. Sanat konusunda da çok özel biriydi. Onunla 1992’de tanıştım, Hunerkomumuz vardı. Hunerkom, Almanya’da yurtsever Kürt sanatçıların kurduğu bir dernekti ve biz de orada tanıştık. Birlikte sanatsal aktiviteler, projeler yaptık, çok çalıştık, beraber kaldık. Özel bir dostluğumuz vardı. Yoldaştık ama yoldaşlığında ötesinde farklı bir bütün yoldaşlardan farklı bir kafa uyumumuz vardı. Çok güzel anlamlı günlerimiz oldu ama maalesef kısa sürdü.”
‘BİR OMUZUNDA SAZI BİR OMUZUNDA KELEŞİ’
Birlikte uzun süre mücadele yürüttüklerini ardından Hozan Serhat’ın yüzünü dağlara çevirdiğini dile getiren Hozan Diyar, “Beraber epey mücadele ettik. Sonra o yüzünü özgür dağlara çevirdi. Oralara gitti, mücadele alanını değiştirdi. Bir omuzunda sazı bir omuzunda keleşi, o özgür dağlarda stranlarını söylenebilecek en güzel özgür yerlerde söyleyerek, oradan insanlara kitlelere ulaştı. Çok etkili biri kişiydi, hepimizi etkiledi. Onun öyle özgürlük gerillalarıyla birlikte dağ dağ dolaşması; oradan o müthiş özgürlük hissiyle bize duygu dolu müthiş tınıları göndermesi çok etkileyiciydi. Stranları orada bir başka söyledi. Çok kısmi teknik imkânlara rağmen o sığınaklarda, savaş mevzilerinde, tünellerde, özgür dağlarda çok güzel stranlar söyleyip tekrardan bize ulaştırdı” dedi.
‘STRANLARA RUH KATTI’
Hozan Serhat’ın müzik altyapısının zengin olduğunu ve dönemin gençlerinin ondan etkilendiğini dile getiren Hozan Diyar, “Çok neşe dolu, sürekli espri yapan biriydi. Taklit de yapardı, iyi bir tiyatrocuydu. Beraber bir kaç kere tiyatroda da oynadık. Mesela acelesi varsa ve eğer trafik varsa herkes beklerken, o engelli taklidi yaparak bütün araçları durdurur, karşıya geçerdi. Bu gibi şeylerle çok güldürürdü. Devrime inanan, özgürlük için hiçbir şeyini esirgemeyen, dolu dolu yaşayan, stranları güzel derleyen, onlara güzel ruh katan biriydi. Herkesi etkilediği gibi ben de ondan, o sanata aşkla bağından etkilendim. Müziğin eğitimini görmüştü. Akademik eğitimi ile folklorumuzu, stranlarımızı onlarla sununca başka bir şey ortaya çıktı. Onun söylediği stranlarda biraz farklı alt yapılar duyabiliyorduk çok iyi bir virtüözdü asıl enstrümanı tardı ama sazı da müthiş çalardı. Kendine özgü bir tarzı vardı. O stranları çalarken hem melodi hem de okurken akorlarla alt yapıyı çok güzel başarabiliyordu. Farklı bir tat veriyordu. Bizler alaylıyız, sonradan kendi bünyemizde müzik eğitimleri aldık ama o çok daha iyi yoğunlaşmış bir okulda öğrendiği için armoni ve alt yapı olarak daha çok bilgiye sahipti. Serhat, müziğiyle gençlere 1990’larda çok dikkat çekti, model oldu herkes onun gibi saz çalmaya çalıştı. Avrupa ve Kürdistan’da yeni başlayan gençler, onun seslendirdiği stranları söylemeye başladı” ifadelerini kullandı.
‘COŞKUSUNU GİTTİĞİ HER YERE TAŞIDI’
Birlikte yaşadıkları dönemin tartışmalarını ve sohbetlerini anlatan Hozan Diyar, “Beraber birkaç stran seslendirdik, beraber çok konserlere de çıktık. Çok sahne tecrübesi olmamasına rağmen her çıktığında herkesi etkileyebiliyordu. Aşka ve mücadeleye inanmış, mücadelenin o neşesini coşkusunu gittiği yere kendisi ile birlikte götürebilen biriydi. Hepimizin devrime ayak uyduramadığı bazı anlar vardı. Kamil olamama hali vardı. Çok gençtik o yanlarımızdan kaynaklı sorunlarımız vardı ama Serhat, devrime bağlılığı ve özgürlüğe olan inancı yüksekti. Halkının, politik, sömürge durumunu çok iyi anlatıyordu. ‘Yurtsever gençler olarak devrimimize katkı sunmanın, bir işe yarıyor olmanın onurunu yaşardık’ bunun sohbetlerini yapardık. Okumayan, kendisine geliştirmeyen, çok farklı yollara kültürlere sapan kendi kültürünü toprağını bilincini unutan gençleri gördüğümüzde insan kendisi ile onları kıyaslayabiliyor. Serhat’la da bu türden sohbetleri yapardık. ‘Ne mutlu bize, biz halkımızın özgürlük mücadelesinde bir taşı bir taşın üzerine koyuyoruz işe yarayabiliyoruz’ derdik” dedi.
‘MÜCADELELERİNİ SÜRDÜRECEĞİZ’
Özgürlük ve demokrasi yolunda yaşamını yitiren sanatçı arkadaşlarının mücadelesinin devamcısı olacaklarını söyleyen Hozan Diyar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yoldaşları olarak Şehit Mizgîn, Sefkan, Hogir… Onlarca sanatçı yoldaşlarımız mücadele alanlarını değiştirdiler. Özgür dağlara gittiler. Oraya yüzünü sürmeyenler, oraya gidemeyenler oradaki havayı teneffüs edemeyenler, belki de mücadelelerinin ruhunda bir eksiklik olabileceğini düşünüyorum. Bu arkadaşlarımızın yüreğinde, beyninde, halkının özgürlük sorununu çözmek vardı. Arkadaşlarımız sadece şarkı söylemeyi eksik buldu. Şarkı söylemenin, başka sanatsal aktivitenin mücadele azmini yerine getirmede kendileri eksik buldular. Serhat’ta da bu vardı. Bu mücadeleyi, onların bu bayrağı bıraktığı yerden, biz yoldaşları olarak onların inandığı davanın onurlu mücadelesini, sanatımızla, değer yargılarımızla kaldığı yerden sürdüreceğiz.”
MA / Helin Ok