Depremde kaybettiği anne ve babasını arıyor: Bir mezarları olsaydı

Paylaş:
HATAY - Antakya’da 6 Şubat depremlerinde yıkılan Cemil Çapar Apartmanı’nda hayatını kaybeden anne ve babasının cenazelerini halen bulamayan Yiğit Göktür Torun, "Bir mezarım olsaydı en azından dua edebileceğim bir yerim olurdu" dedi.
 
Mereş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve 11 kenti etkileyen depremlerde resmi verilere göre, 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti. Depremin ardından yaşanan en büyük trajedilerden biri olan "kayıplar" konusunda net veriler olmazken, İçişleri Bakanlığı kayıp sayısını 75 ile 297 aralığında tahmin ediyor. Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınlarıyla Dayanışma Derneği (DEMAK) ise, gaiplik kararı çıkartılan ancak cenazesine hiç ulaşılamayan ya da mezarı tespit edilemeyen kişi sayısının 700'ün üzerinde olduğunu belirtiyor. 
 
Depremin üzerinden geçen süreye rağmen henüz bulunamayanlara dair fethi kabir (mezar açma) ve DNA eşleştirme süreçleriyle kimlik tespiti çalışmaları devam ederken, depremin en büyük yıkıma sebep olduğu Hatay’da da halen onlarca kişinin akıbeti belirsizliğini koruyor. Antakya’da 52 kişinin yaşamını yitirdiği ve birçoğunun cenazelerine ulaşılamadığı Cemil Çapar Apartmanı’nda hayatını kaybeden Berna ve Kemal Torun da akıbeti belirsiz olanlardan. Torun çiftinin çocukları Yiğit Göktür Torun, deprem sonrasında yaşadıklarını ve karşı karşıya kaldıkları bürokratik çileyi anlattı. 
 
 
BİR YIL ÖLÜM BELGESİ ALAMADI
 
Adalet Peşinde Aileleri Platformu’nun da üyesi olduğunu belirten Torun, cenazelere ulaşılamadığı için uzun süre yasını dahi tutamadığını, yaşadığı manevi çöküşün yanı sıra ağır bir bürokratik engelle karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Annemin ve babamın naaşını bulamadığım için tam bir yıl boyunca ölüm belgesi alamadım” diyen Torun, “Gaiplik süreçleriyle, hukuki işlemlerle uğraşmak zorunda kaldım. O süre boyunca ne bir yardıma erişebildim, ne banka hesaplarına ne de mülkiyet haklarımıza... Yas tutmamıza bile izin verilmeden hayatta kalma ve bir şeyleri kanıtlatma mücadelesine itildik" dedi.
 
VEFAT EDEN ANNESİNİN ADI KURADA ÇIKTI
 
Uzun hukuki uğraşlar sonucu mahkeme kararıyla ancak 2024 yılında "ölüm belgesi" yerine geçen kararı alabildiklerini söyleyen Torun, devlet kurumları arasındaki koordinasyonsuzluğun kendilerini yeniden başa döndürdüğünü kaydetti. Yerinde dönüşüm kuralarında da trajik durumlar yaşadıklarını belirten Torun, “Bu yılbaşında çekilen kura sonuçlarında annem Berna Torun’un adına ev çıktığını öğrendim. İnsan ne hissedeceğini bilemiyor. Tekrar sil baştan belgeler toplayıp kurumlara kendimizi kanıtlamaya çalışıyoruz. Devletten artık kayıp yakınları için yol gösterici ve kolaylaştırıcı bir yaklaşım bekliyoruz" diye belirtti. 
 
ÖLÜM DEĞİL İHMALLER YIKTI
 
Cemil Çapar Apartmanı’nın 1999 yönetmeliği sonrası (2003 yapımı) inşa edildiğini ve cadde üzerinde saniyeler içinde yıkılan tek bina olduğunun altını çizen Torun, davanın "bilinçli taksir" değil "olası kast" üzerinden görülmesi gerektiğini söyledi. Müteahhit ve şantiye şefinin tutuklu yargılandığı davada ilk derece mahkemesinden 17 yıl 6 ay hapis cezası çıktığını aktaran Torun, yatarının çok az olduğunu ve karara itiraz ederek dosyayı istinafa taşıdıklarını belirterek, "Burası bir deprem bölgesi. Yapılan her bir usulsüzlük, uyulmayan her yönetmelik doğrudan insan öldürdü. Bu yüzden biz sanıkların 'olası kast' ile yargılanmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. 
 
'BİR MEZARIM OLSAYDI’
 
Deprem günü Ankara’dan Hatay’a geldiğini, enkaz başında günlerce çaresizce beklediklerini ve AFAD dahil hiçbir yetkili birimin arama-kurtarma aşamasında gelmediğini dile getiren Torun, mezarsız kalmanın ağırlığını şu sözlerle özetledi: "3 yıl geçti. Bugün Antakya’da bir mezar gördüğümde bile içimden kıskanıyorum. Yanlış bir kelime mi bilmiyorum ama bu çok acı. En azından gidip sarılabileceğim, bayramda bir Fatiha okuyabileceğim, ağlayabileceğim bir mezarımız, bir anıtımız olsaydı."
 
MA / Hamdullah Yağız Kesen-Mehmet Güleş
 
İlgili Haberler
‘KHK meselesi sadece ihraçların değil toplumsal barışın meselesidir’
‘KHK meselesi sadece ihraçların değil toplumsal barışın meselesidir’

KHK ile ihraç edilen Güven Boğa, kalıcı toplumsal barışın sağlanması için KHK mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini belirterek, “Talebimiz yalnızca işe dönmek değil, hukuk devletinin yeniden işler hale gelmesidir” dedi.

Tarihin cezasızlık örneği: 33 Kurşun Katliamı’nın tanığı anlattı
Tarihin cezasızlık örneği: 33 Kurşun Katliamı’nın tanığı anlattı

Türkiye tarihinin en bilinen cezasızlık ve hafıza örneklerinden biri olan “33 Kurşun Katliamı”nı son tanıklardan Abdurrahman Sürü, “Katliamı 15 gün sonra öğrendik ama kimse ölülerin akıbetini bile sormaya cesaret edemedi. Cenazelerini kurtlara, kuşlara yem ettiler” diyerek anlattı.

Kürtçe müzik dinleyen gence ırkçı saldırı ve ‘propaganda’ tutuklaması
Kürtçe müzik dinleyen gence ırkçı saldırı ve ‘propaganda’ tutuklaması

Amed’den Kastamonu’ya yaptığı yolculuk esnasında Kürtçe müzik dinlediği için önce ırkçı saldırıya uğrayan ardından da şikayet edilen Furkan Oğlak, "Örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla tutuklandı.

AYM'den Madımak’ta ‘yaşam hakkı ihlali’ kararı
AYM'den Madımak’ta ‘yaşam hakkı ihlali’ kararı

Anayasa Mahkemesi, Madımak Katliamı’nda katledilenler ile ilgili yapılan yargılama sürecinin “etkili yürütülmediği” ve “yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği” yönünde karar verdi.

Şemzînan’da ‘işkence’ soruşturmasına takipsizlik: Yeterli delil yokmuş
Şemzînan’da ‘işkence’ soruşturmasına takipsizlik: Yeterli delil yokmuş

Rojhilatlı Salah ve Resul Bimari'nin gözaltında işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldıklarına dair açılan soruşturmada, “yeterli delil yok” iddiasıyla takipsizlik kararı verildi.