İZMİR - Avrupa'da son yıllarda yoğunlaşan silahlanmanın daha da artabileceğine dikkat çeken Ekonomist Özgür Müftüoğlu, bu durumun hem demokrasinin gerilemesine hem de yoksulluğun artmasına neden olacağını söyledi.
2. Dünya Savaşı'nın yoğun biçimde yaşandığı kıtada, Rusya-Ukrayna savaşı, diğer Avrupa ülkelerinde ciddi oranda silahlanma gibi bir yansıması da oldu. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitütüsü (SIPRI) tarafından bu yıl yayımlanana rapora göre, silahlanma oranı 2025'te yaklaşık yüzde 2,9 artarak 2,5 trilyon euro seviyesine ulaştı. Rapora göre, 29 NATO üyesi devletin harcamaları ortalama yüzde 14 artarak toplamda 500 milyar euroya yaklaştı. SIPRI verilerine göre, Avrupa ülkelerinin silah ithalatı, 2016-2020 yılına oranla son 5 yılda yüzde 210 artarken, bölge küresel silah ithalatında yüzde 12 olan oranı, yüzde 33'e ulaştı. 1960'lı yıllardan bu yana ilk kez Avrupa, küresel silah ithalatında yüzde 33’lük pay ile birinci sıraya yerleşti. Kıtadaki artışın en büyük bölümünü üstlenen Almanya, dünyada bu alanda ABD, Çin ve Rusya'nın ardından 4. sırada yer alıyor.
BİREYSEL SİLAHLANMADA DA ARTIŞ
SIPRI ve Avrupa Komisyonu’nun Eurobarometer verilerine göre, Kıbrıs, AB içinde en yüksek sivil silah sahipliği oranına sahip ülke konumunda. Kıbrıs’ta sivillerin elinde yaklaşık 285.000 ateşli silah bulunuyor. Bu her 100 kişi başına yaklaşık 34 silah düştüğü anlamına geliyor. Bu istatistikler, ülkedeki hanelerin yaklaşık üçte biri, ateşli silahlarla doğrudan temas ediyor.
SIPRI ve diğer güvenlik araştırma kuruluşlarının verilerine göre, Avrupa’da her 100 kişi başına oranlanan sivil silah sahipliği şöyle: "Kıbrıs'ta her 100 kişide 34 silah. Finlandiya'da 32,4. İsviçre'de 27,6. 39,1 orana sahip olan Sırbistan, Balkan Savaşları ve 1990’lardaki çatışmalar nedeniyle Avrupa’nın en yüksek sivil silahlanma oranlarına sahip ülkelerinden biri. Savaşın hemen yanı başındaki Polonya'da 2025 yılında yakın tarihin en yüksek seviyesi olan 50 bin 700 yeni silah edinme izni verildi. Toplam aktif ruhsat sayısı 411 bini aştı. Sivillerin elindeki kayıtlı silah sayısı ise 1 milyondan fazla."
DAHA DA ARTABİLİR
Avrupa’da bireysel silah sahipliği oranlarının yüksek olduğu ülkelerde bu durum kültürel ve tarihsel etkenlere bağlansa da savaşlar ve şiddetin artması gibi etkenler de ciddi biçimde bu durumun yansıması olarak görülüyor. Araştırmalar, bireysel silahlanma pazarının, 2023’e kıyasla yüzde 7,6 oranında büyüyerek 2030 yılına kadar yaklaşık 37,5 milyar dolarlık bir hacme ulaşması yönünde.
Ekonomist Özgür Müftüoğlu, artan silahlanma ve güvenlik yatırımların ekonomiye etkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Müftüoğlu, kapitalist savaşlardaki sermaye birikiminin hegemonyayı sağlama araçlarından biri olduğunu belirterek, "Bu nedenle kapitalizmin krize girdiği ve birikim rejiminde bir dönüşüm ihtiyacı ortaya çıktığında savaşlarla karşı karşıya kalıyoruz. Rusya-Ukrayna savaşını da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Anımsanacağı gibi Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının hemen ardından Avrupa ülkeleri bunu kendilerine de yönelebilecek bir tehdit olarak değerlendirdi ve beklenmedik ölçüde büyük bir tepki gösterdiler. Bu tepkinin en somut göstergesi askeri harcamaların artışı oldu. Bu artış bir taraftan Ukrayna’ya yapılan silah yardımından kaynaklanırken diğer taraftan da mevcut silah varlıklarının ve asker sayısını arttırmasından kaynaklanıyordu" dedi.
'AVRUPA ÜLKELERİ DEVASA BÜTÇELER AYIRIYOR'
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI)’nin geçtiğimiz Mart ayında yayınladığı raporun, durumu somut biçimde ortaya koyduğuna işaret eden Müftüoğlu, "Rapora göre, 2021-2025 döneminde Avrupa ülkelerinin silah ithalatı 2016-2020 yıllarını kapsayan bir önceki 5 yıla göre, 3 kattan fazla artmış. Küresel silah ticaret akışının yaklaşık yüzde 10 artmasına neden olan Avrupa'daki talep artışının en önemli nedeni kuşkusuz Ukrayna savaşıyla birlikte Rusya’ya yönelik tehdit algısı. Avrupa ülkeleri devasa bütçeler ayırarak ithal ettiği silahların yüzde 58’ini ABD’den satın almış. 2021-2025 döneminde dünyanın en büyük silah tedarikçisi olan ABD’nin Avrupa ülkelerine gerçekleştirdiği silah ihracatındaki payı yüzde 217 artarken, toplam silah ihracatı yüzde 27 artmış. Ukrayna'daki savaşın Avrupa’da artan silahlanma harcamaları ABD merkezli olan ama içerisinde Avrupalı silah tekelleri ve teknoloji firmalarının da yer aldığı sermaye kesimi için önemli bir kâra vesile oldu" diye belirtti.
İRAN'DA DA UKRAYNA BENZERİ TABLO
Savaşın uzamasında en önemli nedenin Avrupa’nın ve ABD’nin Ukrayna’ya yönelik askeri, siyasi ve ekonomik desteği olduğunu ifade eden Müftüoğlu, benzer durumun ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta da görüldüğünü kaydetti. Müftüoğlu, orada da örtük biçimde de olsa Çin ve Rusya’nın İran’a desteği savaşın uzamasına ve hatta savaşın kaderinin değişmesine neden olduğuna dikkat çekti.
'DEMOKRASİYİ GERİLETİR'
Müftüoğlu, "Ukrayna savaşının uzamasının yanı sıra Ortadoğu ve Kafkasya’daki kimi gelişmelerin ABD’nin NATO üzerinden Avrupa ülkeleri için savaş dinamiğini canlı tutacaktır. Bu da militarist politikaların ekonomik ve sosyal politikaların önüne geçmesinin gerekçesi olmayı sürdüreceği gibi Avrupa demokrasisinde de gerileme anlamına gelecektir" diye konuştu.
Savaşların en önemli etkilerinden birisinin sınıf çelişkilerinin üzerini örtmesi olduğuna vurgu yapan Müftüoğlu, "Savaş dönemlerinde ücret ve sosyal haklar için mücadele etmek (grev, boykot, işgal eylemleri, miting vb.) neredeyse olanaksız hale gelir. Bu hem otoriterleşmenin artmasından hem de sosyal sorunların yükselen milliyetçiliğin gölgesinde kalmasından kaynaklanır. Dolayısıyla savaş tehdidi ile birlikte militarist ve güvenlikçi politikalar sürdükçe Avrupa demokrasinde gerileme artarak devam edecektir. Ancak bu gerilemenin net ölçüde olacağını toplumsal muhalefetin gücü belirler elbette" ifadelerini kullandı.
'YOKSULLUĞUN ARTMASINA NEDEN OLUR'
Savaş ekonomisinde silah, teknoloji, ilaç ve inşaat gibi sektörlerin devlet tarafından desteklendiğini söyleyen Müftüoğlu, "Devlet bu desteği büyük ölçüde sosyal harcamaları kısarak ve toplumdan aldığı dolaylı vergileri arttırarak karşılar. Bu da desteklenen sektörlere yatırım yapan sermaye kesimini zenginleştirirken, diğer sektörde durgunluk ve istihdamda daralma görülebilir. Öte yandan bütçeden askeri harcamalara aktarılan payın artması, toplumun sosyal ihtiyaçlarına yönelik harcamaların kısılacağı, vergilerin ise artacağı anlamına gelir. Bu da Avrupa’da yoksulluğun önümüzdeki dönemde daha da artacağı anlamına gelir" diye kaydetti.
'ASKERİ HARCAMALAR ARTABİLİR'
Askeri harcamaların artabileceğine dikkat çeken Müftüoğlu, "2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa ülkeleri askeri konularda büyük ölçüde ABD’ye bağımlı olmakla birlikte askeri harcamalar düşük olduğu için sosyal harcamalara daha fazla pay ayrılabiliyordu. ABD’nin bazı Avrupa ülkelerinden asker çekmesi ve Trump’ın NATO üyelerinin askeri harcamalarını GSYİH’nin yüzde 5’ine çıkarması yönündeki ısrarını da düşünürsek önümüzdeki dönemde Avrupa’nın askeri harcamalarının daha da yükseleceğini söyleyebiliriz" dedi.
'SAVAŞ POLİTİKALARI GÜÇLÜ TOPLUMSAL DİRENİŞLE YIKILIR'
Trump'ın Avrupa'ya dönük ikili yaklaşımı olduğunu ifade eden Müftüoğlu, "Trump, kimi zaman Avrupa’ya 'kendi başınızın çaresine bakın' minvalinde açıklamalar yapsa da ABD’nin Çin karşısında hegemonyasının önemli ölçüde sarsıldığı bir dönemde Avrupa’dan vazgeçmesi neredeyse imkansızdır. Kaldı ki, SIPRI raporunda da görüldüğü gibi Avrupa’nın silahlanmayı arttırması ABD silah sanayine yaramaktadır. ABD ve Avrupa ülkeleri arasındaki bu döngü sürdükçe ve Avrupa’da Rusya’yı tehdit olarak algıladıkça Avrupa’nın geleceğinin şekillenmesinde Avrupa’yı stratejik bir ortak ve silah sanayi için bir pazar olarak gören ABD’nin Avrupa’nın nasıl şekilleneceği konusundaki etkisi belirleyici olacaktır. ABD’nin tavrını belirleyecek olan ise Ukrayna ve İran savaşlarında net biçimde açığa çıkan yeni dünya düzeninin oluşumundaki ekonomik ve askeri güç dengeleri olacaktır. Eğer Avrupa ve diğer coğrafyalarda savaşa karşı toplumsal direniş güçlü olursa halkların, kendilerini yok sayan egemenlerin savaş politikalarını bozan bir aktör olması da söz konusu olabilir elbette" diye belirtti.
MA / İbrahim Açıkyer