Çocukluk arkadaşı Sema Yüce’yi anlattı: Kürdistan gerçekliğini O’ndan öğrendik
AGIRÎ - Çanakkale Cezaevi’nde Kürt halkına yönelik baskılara karşı bedenini ateşe veren Yüce’nin çocukluk arkadaşı İlhan Tan, Kürt ve Kürdistan gerçekliğini O’ndan öğrendiklerini belirterek, insanlar üzerinde büyük bir etkisinin olduğunu söyledi.
Çanakkale Cezaevi’nde 21 Mart 1998 tarihinde bedenini ateşe veren ve ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede 17 Haziran’da yaşamını yitiren Sema Yüce’nin ölümünün üzerinden 27 yıl geçti. İmha ve inkar politikalarına karşı “Bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum” diyen Sema Yüce, geride bıraktığı direniş mirasıyla Kürt halkı ve kadınlara yol göstermeye devam ediyor.
Agirî’nin Dutax (Tutak) ilçesine bağlı Qerxelixa Jêrê köyünde 1971 yılında şeyhlik geleneğine sahip, dindar ve yurtsever bir ailede dünyaya gelen Sema Yüce, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Sosyoloji Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisiyken Kürt Özgürlük Hareketi’ne katıldı. 1992 yılında Serhat’ta yürüttüğü çalışmalar sırasında bir ihbar sonucu gözaltına alınarak tutuklanan Sema Yüce, önce Nevşehir, ardından Çanakkale cezaevlerinde tutuldu.
Sema Yüce ile aynı sokaklarda büyüyen çocukluk arkadaşı İlhan Tan, tanıklıklarını anlattı.
OYUN ARKADAŞI ANLATTI
Sema Yüce ile hem akraba hem de çocukluk arkadaşı olduklarını belirten Tan, Sema Yüce’nin daha küçük yaşlarda bile çevresinde derin bir etki bıraktığını ve liderlik vasfına sahip olduğunu söyledi Tan, "Sema çocukluğundan beri çok farklı ve temiz bir arkadaştı. Bizleri etrafına toplar, oyunlar kurardı; o yaşta bile içindeki o büyük cevheri görebiliyorduk. Üniversite yıllarından sonra Agirî’ye döndüğünde onu ziyarete gittim. Bana Kürdistan mücadelesine nasıl baktığımı sordu. Ben o dönem bu kavramları, coğrafyamızın dörde bölündüğünü, Bakur, Başur, Rojava gerçekliğini bilmiyordum. Hepsini bize tek tek anlattı. 'Ne yapabiliriz?' diye sorduğumda ise 'Ülkenize, kimliğinize ve dilinize sahip çıkın' dedi. Bana Kürdistan davasında yer almam için söz verdirdi. Yıllardır legal alanda siyasi çalışmalar yürütüyorsam, bunu beni bu hareketle tanıştıran Sema arkadaşa borçluyum" diye belirtti.
‘İNSANLAR ÜZERİNDE ETKİSİ BÜYÜKTÜ’
Sema Yüce'nin ideolojik gücüne ve cezaevi sürecine dikkat çeken Tan, “2015 yılında Kırıkkale zindanındayken Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bir kitabını okudum; orada Sema arkadaştan, onun ne kadar güçlü bir teorik bilince ve 'kendisinden sonra gelebilecek bir önderlik' potansiyeline sahip olduğundan bahsediyordu. İnsanlar üzerinde çok büyük bir etki yaratıyordu. O şehit düştüğünde, kendime dedim ki; Sema arkadaşın omuzlarındaki o devasa yükün yarısını bile olsa sırtlayıp bu şerefli yolda yürüyeceğiz. Sema arkadaş Çanakkale zindanında 'arkadaşlarımı uykudan uyandırmak için eylem yapıyorum' diyerek bedenini ateşe verdi. Tedavi için götürüldüğü İstanbul'da şehit düşen Sema'nın cenazesi Agirî’ye getirildiğinde devlet her yeri askerle kuşatmıştı. Aramızda 3-4 kilometre olan köylerimizin her tarafı asker doluydu ve cenazeye katılımı engellemek istiyorlardı. Biz birkaç arkadaşımla Murat Nehri’ni takip ederek gizlice cenazesine ulaştık. Onun her şeyinde olduğu gibi şahadetinde de bir güzellik vardı. Annesi Zennure Yüce, o dönemin başbakanı Tansu Çiller’e meydan okuyarak, 'Benden bir Sema aldın ama ben dünyaya bir Sema daha getirdim, ağlamayacağım ki düşman sevinmesin' demişti; o duruş hala üzerimizdedir "diye belirtti.
BİRLİK MESAJI
Kürt yapıları arasındaki parçalı duruşu eleştirerek ulusal birlik çağrısı yapan Tan, "Bugün 50 yıllık bir savaş gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Kürt partileri ve yapıları artık küçük hesapları bir kenara bırakıp bu onurlu yola yoğunlaşmalıdır. Kürt partilerinin hala birbirleriyle uğraştığını görüyoruz. 50 yıl önceki gibi aynı hataların tekrarlanmasından utanmalıyız ve Allah'tan korkmalıyız. Bu ayrılıkları bir kenara bırakıp, halkımızın geleceği için ulusal birliğe ve ortak mücadeleye kilitlenmemiz gerekiyor" diye konuştu.
MA / Serkan Satılmış
