31 yıl önce katledilen İkram Mihyaz’ın ailesi: Adalet istiyoruz

Paylaş:
İZMİR - 31 yıl önce gözaltında katledilen İkram Mihyaz için adalet isteyen ailesi, faillerin ortaya çıkarılmasını ve adaletin sağlanmasını istediklerini belirtti. 
 
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul cinayetlerle ilgili açıklamasının ardından gözler özellikle 90’lı yıllarda faili meçhul bırakılan katliamlara çevrildi. Kürt meselesinde demokratik barışçıl çözüm sürecinin temel gündemlerinden biri olan faili meçhul katliam dosyaları, aydınlatılmayı ve adaleti bekliyor. Bu dosyalardan biri de gözaltında katledilen Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) İzmir 2 Nolu Şubesi’nin kurucu Başkanı İkram Mihyaz’ın dosyası. 
 
5 Temmuz 1994 tarihinde İzmir Basmane'deki sendika binasından çıktıktan sonra kaçırıldıktan sonra katledilen Mihyaz’ın ailesi ve sendika, sorumluların açığa çıkarılması için hukuk mücadelesi yürüttü. Ancak aradan geçen süreçte verilen mücadeleye rağmen bu dosyada diğer dosyalar gibi karanlıkta bırakıldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi ve ailenin avukatı Metin İriz, yaptıkları araştırmaların sonucunu 2021 yılında kamuoyuna açıklamıştı. Yapılan araştırmaya göre, Mihyaz’ın beyaz Tempra marka araçla kaçırıldığı ve sonrasında mavi bir araca bindirildiği bilgisi paylaşıldı. Mihyaz, kaçırıldıktan sonra İzmir-Manisa yolu üzerinde bulunan Çiçekli köyünde katledildi. Köylülerin Mihyaz'ın öldürüldüğünü gördüğü bilgisi de paylaşıldı. Öldüren kişiler, katliamın ardından Mihyaz'ı orada bıraktı.  Olayın ardından Mihyaz, Yaka köyünde ormanlık alanda, yakın mesafeden sıkılan 4 kurşunla katledilmiş halde bulundu. 
 
SAVCILIK ZAMANAŞIMI KARARI VERDİ
 
Failler hakkında, "kasten insan öldürme" suçundan yürütülen soruşturma, 2014’de kapatıldı. Eşi Azize Mihyaz takipsizlik kararının kaldırılması için savcılığa dilekçe ile başvurdu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, "zaman aşımı süresinin dolduğunu, yapılan araştırmalara karşın suçu işleyenlerin kimliklerinin tespit edilemediği" kararını verdi.  Ayrıca adli emanetteki bir adet deforme mermi çekirdeği, bir adet 9 mm çapında boş kovan, Mihyaz’ın üzerinden çıkan kanlı gömleği ve diğer giysilerinin "ekonomik değere sahip olmamaları ve zaman aşımı dolmuş olması" gerekçesiyle karar kesinleştikten sonra imha edileceği belirtilerek, Mihyaz ailesine verilmedi. Ayrıca Av. İriz’in 2015 yılında yaptığı "insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının işlemeyeceği" yönündeki başvuru da olumsuz sonuçlandı. 
 
31 YILDIR MÜCADELE SÜRÜYOR
 
Aradan geçen 31 yılın ardından Mihyaz’ın eşi Azize Mihyaz, yürüttükleri hukuk mücadelesinden adalet çıkmadığını belirtti. Zamanaşımı kararının ardından yaptıkları başvuruların da olumsuz sonuçlandığını söyleyen Azize Mihyaz, "Bir sonuç bulamadık. Faili meçhul. Faili belli de bir şey yapamıyorsun. Parmakla gösteremiyorsun. Yani çalışan bir insan. Halkını seven bir insan. Ailesini seven bir insan. Çok düzgün bir insandı. 31 yıl oldu hiç unutamadık. Bir an olsun. Komşularım bile halen söylüyor. Ekrem böyle iyi bir insan, hak etmemişti. Tabi ki hiç kimse hak etmiyor" dedi.
 
'EŞİM KÜRT KİMLİKLİ SENDİKACIYDI'
 
Eşinin Kürt kimlikli bir sendikacı olduğunu ifade eden Azize Mihyaz, "Kürt kimlikliydi, sendikacıydı. Çok konuşuyordu, anlatıyordu süreci. Düzgün konuştuğu için susturuldu. Ben duruşmalara girmedim. 5 sene kadar kendime gelemedim. Yani bir topluma çıkamadım. Hep tedavi gördüm, doktordaydım. Duvarda çivi çakılıydı. Hep serumlarla yaşadım, 5 yıl. Oğlum 2 buçuk yaşındaydı o zaman. Şimdi 33 yaşında. Yani çok zor bir süreç yaşadık. Çok konuşuyor, dediler. Susturacağız dediler" diye konuştu.  
 
'FAİLLER BULUNSUN İSTİYORUZ'
 
"Beklentimiz, failin ortaya çıkmasını istiyoruz" diyen Azize Mihyaz, şunları söyledi: "Ama faili yok. Çok başvurduk. Çok konuştuk. Çok yürüyüşler yaptık. Ben ve ailem gözaltına alındık. Açığa çıkan bir şey yok. Çok mücadele ettik ama bir sonuca varamadık. Failinin ortaya çıkmasını istiyoruz. 31 yıl oldu. Karanlık güçler yaptılar, yok ettiler. Adalet yerini bulsun istiyoruz. Faili meçhul cinayetlerin failleri bulunsun istiyoruz."
 
MA / İbrahim Açıkyer