'Umut hakkı toplumsal barışın hukuki altyapısıdır'
QERS - Abdullah Öcalan’ın “umut hakkı”nın uygulanmasının demokratikleşmenin adımı olacağını belirten ÖHD'li Sertaç Çelikkaleli, “Umut hakkı” için "sadece hukuki bir reform değil, toplumsal barışın hukuki altyapısıdır" dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Türkiye’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ilgili verdiği ihlal kararlarının üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen somut bir adım atılmıyor. İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için 2014 yılında verilen "umut hakkı" kararı, iktidarın "ölene kadar infaz" dayatması nedeniyle uygulanmıyor. Kararın uygulanması için Türkiye'ye verilen süre Haziran ayında dolarken, kararı uygulamaması durumunda AİHM'in Türkiye'ye yaptırım uygulaması bekleniyor.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Sertaç Çelikkaleli, “umut hakkı”na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
'TOPLUMA MESAJ VERİLİYOR'
Türkiye'deki mevcut infaz sisteminin belirli suç grupları üzerinden ayrımcı bir mantıkla yürütüldüğünü belirten avukat Çelikkaleli, "AİHM’in Umut Hakkı kapsamında vermiş olduğu ihlal kararlarının uygulanmaması, sözleşmenin 3. maddesinde düzenlenen işkence ve onur kırıcı muamele yasağının açık ihlali anlamına gelmektedir. Siyasi mahpuslar bakımından bu tartışma kritik bir anlam taşıyor. Çünkü burada verilen cezalar bireysel değil, bir yönüyle fikir ve siyasi aidiyet bağlantılarıyla verilmekte. Muhalif farklı bir düşüncede olan kişilerin bu şekilde cezalandırılmasıyla topluma bir mesaj veriliyor. Özellikle cezanın siyasi davalarda ağırlaşmış bir karşılık olarak verilmesi, benzer fikirde olan insanların kendilerini ifade etmelerinin önüne geçmek gibi bir pozisyona düşürüyor. Dolayısıyla burada ceza sadece hukuki değil, aynı zamanda demokratik siyaset alanının daraltılmasına yönelik bir uygulamadır" dedi.
Umut hakkının teknik bir hukuk konusu olmasının ötesinde devletin ceza politikasındaki temel tercihini yansıttığını ifade eden Çelikkaleli, "AİHM, bu konuda belirlediği 25 yıllık süre sonunda kişinin durumunun bağımsız bir mekanizma tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyler. Umut Hakkı, mutlak cezalandırma yerine tahliye ihtimalini barındırdığı için toplumsal çatışma ihtimalini azaltır ve diyalog zeminini güçlendirir. Bu hak, sadece bireysel bir hak değil, aslında toplumsal barış ve demokratikleşmenin önünü açacak, barış süreçlerinin hukuki altyapısını sağlayacak bir haktır" diye konuştu.
UMUT HAKKI VE TOPLUMSAL BEKLENTİ
Türkiye'nin AİHM kararlarına uyması için öncelikle yasal bir değişikliğe gitmesi gerektiğini vurgulayan Çelikkaleli, "Umut Hakkı’nın ana ilkelerine dair karar, 2014 yılında Sayın Öcalan hakkında verilen karardır. Aradan 12 yıl geçmesine rağmen henüz yasal bir adım atılmamıştır. Artık Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin inisiyatif alması ve toplumsal baskının oluşması gerekiyor. Sayın Öcalan yönünden Umut Hakkı’nın uygulanması sadece hukuki değil, siyasi ve toplumsal boyutları olan bir meseledir. Kendisi Kürt meselesinin çözümü konusunda ana aktörlerin başında gelmektedir. Bu kararın uygulanması, diyalog kanallarının açılması, çatışmanın sona ermesi ve demokratikleşme yolunda ciddi bir adım olacaktır. Ayrıca bu durum, Kürtlerde uzun süredir yer alan 'hukuk uygulanmıyor' algısını yıkarak toplumsal bir güvenin ortaya çıkmasına doğrudan katkı sunacaktır" ifade etti.